29 Eylül 2016 Perşembe

Darbe karşıtı askerler F-16’ların hedefleme sistemini bozmuş

Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği eski Genel Başkan Yardımcısı emekli Astsubay Yüksel Binici, FETÖ terör örgütü mensuplarının 15 Temmuzdarbe kalkışmasının nasıl önüne geçildiğini anlattı.


KAHRAMAN ASKERLER HEDEFLEME SİSTEMİNİ SÖKMÜŞ


Binici, darbenin yaklaşık 40 yıldır süregelen bir planın ürünü olduğunu belirterek, darbeye karşı olan askerlerin F-16 uçaklarının hedefleme sistemini bozduklarını ve büyük bir zayiatın önüne geçildiğini söyledi.


Emekli Astsubay Binici, 15 Temmuz darbe girişimi gecesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Darbe karşıtı kahraman askerlerin, darbeye karşı büyük direnç gösterdiğini aktaran Binici, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın darbeye karşı halkı sokağa çağırması ile beraber bu oyunun başarısızlığa uğradığını ifade etti.


Darbenin yaklaşık 40 yıllık bir planın ürünü olduğunu savunan Binici, darbenin önlenmesi adına askerlerle iletişim kurduklarını ve darbe oyununa alet olmamaları konusunda uyarılarda bulunduklarını belirterek şunları kaydetti:


“İlk başlarda ne olduğunu tam olarak anlamadık. İlerleyen süreçlerde olayı tam olarak anladığımızda bütün arkadaşlarımızla iletişime geçip meslektaşlarımızın hatalı bir davranışta bulunmamalarını, suç sayılabilecek emirleri yapmamalarını ilettik. Bir nevi bütün arkadaşlarımızı aydınlatmak ve darbenin başarılı olmaması için, engellenmesi için elimizden geleni yaptık. Arkadaşlarımız bunun suç sayılabilecek unsur olduğunu anladıkları andan itibaren bulundukları her ortamda direnç gösterdiler. Arkadaşlarımız darbeyi önlemek adına F-16’ların silah sistemindeki hedefe kilitleyen parçayı söktüler. Akıncı üssünde yaklaşık 60’ın üzerinde jet bu planlamanın içindeydi. Bu silahların atılmasıyla çok büyük tahribatlar oluşacaktı ve bu sayede onlar önlendi. Her birinin düştüğü noktada 25 metre çapında bir yeri tahrip ettiğini düşünürsek 60’ın üzerinde jette bu konu oluşsaydı çok vahim olurdu. Atış yapamadılar ve zayiatı azalttı.”


Darbeye karşı olan kahraman askerlerin jetlere yakıt vermediğini ve tankların arızalandırılarak kışladan çıkmasının önüne geçildiğini dile getiren Binici, “Jandarmalar, bulundukları bölgedeki mülki amirliklerin alınması emri verilmesine rağmen bunun suç sayılabileceğini düşünerek yapmadılar. Halkın üzerine gönderilen astsubaylar bunları reddettiler. Bunlar tabii ki darbeyi önleyen ana unsurlardı. Bunların daha üstünde özellikle darbenin başlangıcını sağlayacak noktada, özel kuvvetler komutanlığının sevk ve idaresini almaya gelen tuğgenerale orada görevli olan arkadaşımız, meslektaşımız, kahramanımız Ömer Halisdemir’in karşı koyması, karargahı teslim etmemesi, hatta kendi öleceğini bile bile silahını çekip tereddütsüz vurması darbe planını başlamadan büyük sekteye uğrattı. Bunlar darbe planının kopma noktalarıydı” değerlendirmelerinde bulundu.  


Kaynak : www.aksam.com.tr



Darbe karşıtı askerler F-16’ların hedefleme sistemini bozmuş

Yabancı CEO’lar da seferberliğe katıldı: Başka Türkiye yok

SELİM KARAHAN


Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) hain darbe girişimine hem sokaktaki vatandaş hem de ekonomi cephesinden piyasalar sert bir tokat indirdi. Türkiye’yi işgal kalkışmasının ardından Türk iş dünyası da muazzam bir milli duruş sergiliyor. Bu milli birlikteliğe, Türkiye’de faaliyet gösteren küresel dev şirketlerin yabancı CEO’ları da katıldı. 


MERKEZ OFİSLERE MESAJ


Yurtdışındaki muhataplarına “Çekinilecek bir durum yok. Türkiye’ye inancımız tam” diyen yabancı yöneticiler, yurtdışındaki merkezlerine “Bu ülkenin demokrasisine ve ekonomisine güveniyoruz. Siz de güvenmeye devam edin” mesajı veriyorlar. Türkiye'de kalıcı ve büyük yatırımları olan bu şirketlerin kimisi Osmanlı döneminden beri topraklarda faaliyet gösteriyor. Kimisi de son yıllardaki büyüme hamlesiyle rotayı Türkiye’ye çevirenlerden. Birçok üst düzey yabancı yönetici, darbe kalkışmasının ardından Türk ekonomisinin daha güçlü bir şekilde yoluna devam edeceğine inandıklarını açıkladı. 


YENİ BİR KAMPANYA BAŞLIYOR


Uzmanlar, yabancı yöneticilerin bu mesajlarının yurtdışı algının doğru yönetilmesi için önemli olduğu görüşünde. Geçtiğimiz günlerde Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci de bir açıklama yapmış ve FETÖ’nün darbe girişimi sonrasında Türkiye'ye ilişkin negatif algıyı gidermek için bir kampanya başlatacaklarını söylemişti. Söz konusu kampanyanın odağında Türkiye’deki yabancı sermayeli şirket CEO’larının olduğunu belirten Bakan Zeybekci, “8-10 Ağustos gibi dünya genelinde bir tanıtım kampanyası başlatıyoruz. Dostlarımız bizi anlatacak. Türkiye’de yatırımları olan uluslararası kuruluşların CEO’ları Türkiye'deki fırsatları, dostluklarını, yaşadıkları olumlu gelişmeleri anlatacak” demişti. 
İletişim uzmanları, Türklerin yurtdışında kendisini anlatmasındansa “yabancı CEO’lar gözünden Türkiye” kampanyasının dışarda önemli bir algı kırılmasına yol açacağına dikkat çekiyorlar. 


Biz de bu ülkenin bir parçasıyız


Mercedes-Benz Türk: “49 yıldır Türkiye’deyiz. Zor zamanlarda kendimizi hep Türkiye'nin bir parçası olarak gördük. Bugün 950 milyon euroyu aşan toplam yatırımımız ve 6 binin üzerinde çalışanımız var. Bu Türkiye'ye olan güvenimizin en önemli göstergesi. Üretim ve satış faaliyetlerimiz planlandığı gibi normal seyrinde sürüyor.” 


Yatırımlarda asla frene basmayacağız 


Unilever: “100 yılı aşkın zamandır Türkiye’deyiz. Yatırımları hız kesmeden sürdüreceğiz. Beş bin kişinin üzerindeki istihdam, kaliteli üretim ve iş süreçleri anlayışımız, insan kaynakları politikamızla ülke ekonomisine ve topluma değer katmaktan gurur duyuyoruz.”


Bu ülkenin hızla kriz çözme kabiliyeti var 


UNO Yönetici Ortağı ve CEO’su Frederico Caruncho: “Türkiye’ de, 6 yıldır mutlu bir şekilde yaşıyorum. Bu ülkenin, hızlı bir kendini dönüştürme, güçlü bir irade ve soğukkanlılık ile herhangi bir krizin üstesinden gelme ve ilerlemeye devam etme kabiliyeti var.” 


Daha da büyümek için çalışacağız


PEUGEOT Otomotiv Pazarlama Genel Müdürü Laurent Pernet: “Türkiye'nin yüksek potansiyele sahip ekonomisi konusunda görüşümüz değişmemiştir. Peugeot olarak Türkiye'de daha da büyümek istiyoruz. Planlarımızda herhangi bir değişiklik yapmadık. Türkiye'de daha da güçlü bir şekilde yer almak üzere planlarımızda bir değişiklik olmadan çalışacağız.”


Sonuna kadar Türkiye! 


NESTLE Türkiye CEO'su Felix Allemann: “Türkiye Nestle için çok önemli bir ülke. Türkiye ekonomisi ve büyüme potansiyeline sonuna kadar inanıyoruz. Nestle, İsviçre’deki kuruluşundan sadece 8 yıl sonra Türkiye pazarına girdi ve bugün Bursa Karacabey ile Kestel'deki iki fabrikamızda doğrudan 3 bin 800, dolaylı olarak da 7 binin üzerinde kişiye istihdam sağlıyoruz.” 


Bin kişiye yeni istihdam hedefi


TOYOTA Otomotiv Sanayi Türkiye Genel Müdürü Hiroshi Kato: “Toyota'nın Türkiye'deki toplam yatırımı 1.7 milyar euro değerine ulaştı. Yeni seri üretim kapsamında bin kişiyi yeni istihdam sağlayacağız. Türkiye, Toyota'nın Avrupa satışları açısından önemli bir pazar. Hedeflerimizde de planlarımızda hiçbir değişiklik yok.” 


Bölgesel oyuncu olduk


Bagger-Sørensen Group CEO’su Søren Birn: “Danimarka’daki fabrikaları Türkiye’ye taşıdık. Türkiye’deki sakız ve şekerleme tesisiyle Avrupa, Rusya, Türk Cumhuriyetleri, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da güçlü bir oyuncu olduk.”


Türkiye’den ihracata başlayacağız 


NISSIN Yıldız Genel Müdürü Hidefumi Kawakita: Yıldız Holding bizim için önemli bir stratejik ortak. Bu ortaklığa şimdiye kadar 30 milyon dolar yatırdık. Gelecek sene için büyük bir satış artışı planlıyoruz. Ayrıca Türkiye’den Ortadoğu ülkelerine ihracata başlamayı planlıyoruz.” 


Bizim için önemli pazar


PepsiCo Türkiye: “Türkiye, PepsiCo için önemli bir pazar. 5 fabrikamız ve 3 binden fazla doğrudan çalışanımızla uzun vadeli sürdürülebilir büyümemize hız kesmeden devam edeceğiz.” 


Kesintisiz devam taahhüdü 


KELLOGG Med Avrupa Başkanı Chris Hood: “Ülker’le ortaklığımız ve ikonik markalarımızla, Kellogg 2005 yılından beri Türkiye’deki aileleri besliyor. Türkiye’deki ortak girişimimizle, üretimden markalama ve satışa kadar operasyonlarımız kesintiye uğramadan devam edecek.” 


Kaynak : www.aksam.com.tr



Yabancı CEO’lar da seferberliğe katıldı: Başka Türkiye yok

8 hücreli ihanet şebekesi

Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişimi sırasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Marmaris’te kaldığı otelde suikast düzenlemek için giden SAT ve SAS’çılardan oluşan timin tüm bağlantıları tek tek ortaya çıkıyor. Savcılık gözaltına alınan darbeci askerlerin itirafları üzerinden adım adım FETÖ’nün SAT/SAS suikast şeması çözerken bu yapılanmaya AKŞAM ulaşmayı başardı.


Bölünerek kamufle oldular 


FETÖ’nün SAT ve SAS’a 8 ayrı ‘abi’ hücrelenmesiyle sızdığı ortaya çıktı. Şemanın başında SAT/SAS imamı ‘Yusuf’ kod adlı FETÖ’cü bulunuyor. Yusuf kod adlı imama ‘Cankurt’ kod adlı Salih Çeliksoydan, ‘Sami’ kod adlı Ahmet Taşcıoğlu, ‘Yavuz’ kod adlı Nihat Mengi, ‘İlhan’ kod adlı Fatih Dursun’dan oluşan 4 bölge imamı bağlı. Teknik takibe takılmamak ve açığa çıkmamak için bölünerek talimatları gönderen FETÖ SAT/SAY yapılanmasını bölge imamlarına bağlı abiler aracılığı ile göndermiş. Şemaya göre darbeci askerlere doğrudan irtibatı kuran abiler ise ‘Hayati’ kod adlı Kemal Işıklı, ‘Burak’ kod adlı Yusuf Baytar, ‘Ömer’ kod adlı Önder Yılmaz ve sadece kod adı belirlenebilen ‘Kenan’. Bu abilere ise 7 sat komandosu, üçerli gruplar halinde 9 SAS komandosu bağlı olduğu ortaya çıkmıştı. 


Abilerin örgüt itirafları peş peşe geldi 


FETÖ’nün SAT/SAS şemasında yer alan isimler arasında gözaltına alınanlar yapılanmayı tek tek itiraf etti. Darbeci askerlere talimatlar götüren ‘Abi’lerden BDDK uzmanı Kemal Işıklı, ifadesinde, ” Gülen yapılanmasının sohbetlerinde kendisine abilik teklif edildiğini, SAT komandolarıyla bu şekilde iletişime başladığını” belirtmişti. Şemada ismi yer alan SAT'çı Astsubay Kenan Ceylan ise ifadesinde 1995 yılında örgüte katıldığını itiraf edip “SAS Grup Komutanlığı'nda kurbağa adam eğitmeni olarak görev yapmaktayım. Gülen cemaatine 1995 yılında Yenibosna'da bulunan öğrenci evine giderek katıldım ” şeklinde ifade verdi. 



Terör estirdiler


Paşa lakablı FETÖ'nün üst düzey sorumlusu assubay Kuzu  ve komandolar oteli basmış ve 2 polisi şehit etmişti. Komandoların dehşet görüntüleri ortaya çıkarken Erdoğan 15 dakika ile kurtulmuştu. 


İsim isim liste


Hücre yapılanması darbe girişiminin FETÖ 'nün yaptığını bir kez daha ispatladı. Suikastçi askerlerin emirleri örgütün abilerindan aldığı belirlendi. 


 


 


 


Kaynak : www.aksam.com.tr



8 hücreli ihanet şebekesi

İşte TSK'da devrim niteliğindeki düzenlemeler

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişiminin ardından hayata geçirilen 3 aylık olağanüstü hal sürecinde alınan ilk kararlarla Türk Silahlı Kuvvetleri'nde devrim gibi değişiklikler yapıldı.


Resmi Gazete'de bugün yayımlanan 669 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ve Milli Savunma Üniversitesi Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin en önemli konularının ele alındığı Yüksek Askeri Şuranın yapısı değişti. Buna göre, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Başbakan yardımcıları, Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı ve Milli Savunma Bakanı ile kuvvet komutanlarından oluşacak.


KHK kapsamında Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları, Milli Savunma Bakanına bağlandı. Bu kanuna aykırı olmayan ve diğer kanunlarla Genelkurmay Başkanlığına verilen görev ve yetkilere ilişkin hükümler ise saklı bırakıldı.


Ayrıca Cumhurbaşkanı ve Başbakanın, gerekli gördüklerinde kuvvet komutanları ile bağlılarından doğrudan bilgi alabileceği ve bunlara doğrudan emir verebileceği, verilen emrin herhangi bir makamdan onay alınmaksızın derhal yerine getirileceği de kararlaştırıldı.


Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı


Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında 27 Temmuz'da yayımlanan 668 sayılı “Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kararname” ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı da İçişleri Bakanlığına bağlandı.


İçişleri Bakanının kararıyla bir il veya ilçenin tamamı, polis ya da jandarma görev ve sorumluluk alanı olarak belirlenecek. Lüzum görüldüğü hallerde İçişleri Bakanı tarafından, Emniyet Genel Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı arasında her kademedeki personel geçici olarak görevlendirilebilecek. İçişleri Bakanı bu yetkisini il valilerine devredebilecek.


Sahil Güvenlik Komutanı da amiraller arasından atanacak. Rütbelerindeki bekleme süresi dolması ya da kadrosuzluk nedenleri ile emekliliğe sevk edilme durumunda olan ancak hizmetlerine ihtiyaç duyulan albaylar 60 yaşına, amiraller ise 65 yaşına kadar İçişleri Bakanının onayıyla görevde kalabilecek. Sahil güvenlik bölge komutanları hakkında mülki görevleri açısından konuşlu bulundukları yerin valisi tarafından her yıl sonunda, görevleri ile ilgili olarak değerlendirme raporu düzenlenecek.


Milli Savunma Üniversitesi kuruldu


Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde Milli Savunma Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulmasına ilişkin karar da bugün yayımlanan KHK'da yer aldı. Milli Savunma Üniversitesi, rektörlüğe bağlı olarak, kurmay subay yetiştirmek ve lisansüstü eğitim vermek amacıyla yeni kurulan enstitülerden kara, deniz ve hava harp okullarından, astsubay meslek yüksekokullarından oluşacak. Üniversitenin rektörü, Milli Savunma Bakanının önereceği ve Başbakanın uygun göreceği üç aday arasından Cumhurbaşkanı tarafından seçilecek.


Jandarma ve Sahil Güvenlik teşkilatlarının subay, astsubay ile diğer personel ihtiyacını karşılamak için İçişleri Bakanlığına bağlı Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi oluşturuldu.


KHK kapsamında, GATA ve asker hastaneleri Sağlık Bakanlığına devredildi. GATA'ya bağlı yükseköğretim birimleri, her türlü hak ve yükümlülükleri, alacak ve borçları, sözleşme ve taahhütleri, taşınırları ve taşıtlarıyla birlikte Sağlık Bilimleri Üniversitesine devredilecek.


Sağlık hizmeti sunumunda, şehit yakınları ve gazilere öncelik tanınacak. Askeri personel ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere, devredilen sağlık kuruluşlarında öncelikli hizmet verilecek. Bu şekilde verilecek öncelikli hizmetin usul ve esasları, Milli Savunma Bakanlığının görüşü alınarak Sağlık Bakanlığınca belirlenecek. Er ve erbaşların sağlık hizmeti giderleri, Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanacak. Bu giderler için Sosyal Güvenlik Kurumuna gerekli ödeme, Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden yapılacak. Devredilen yükseköğretim birimlerinde öğrenim görenler, üniversite sınavının yapıldığı tarihte aldıkları puanları dikkate alınarak Yükseköğretim Kurulunca belirlenecek öğretim kurumlarına nakledilecek.


Harp Akademileri, askeri liseler ve astsubay hazırlama okulları kapatıldı


Harp Akademileri, askeri liseler ve astsubay hazırlama okulları kapatıldı. Harp okulları, fakülte ve yüksekokullar ile jandarma dahil astsubay meslek yüksekokullarında öğrenimine devam eden öğrenciler uygun fakülte ve yüksekokullara naklen kaydedilecek. Askeri liseler ile astsubay hazırlama okullarında öğrenimine devam eden öğrenciler ortaöğretim yerleştirme puanları dikkate alınarak durumlarına uygun okullara kaydedilecek. 30 Ağustos itibarıyla mezun olacak askeri öğrencilerin subay ve astsubaylığa nasbı yapılmayacak. Okulların yönetim kadroları ilgili yasalar doğrultusunda görevlendirilecek.


Milli Savunma Bakanlığı Görev ve Teşkilatı Hakkında Kanunun 1. maddesinde de değişikliğe gidildi. Bakanlık merkez teşkilatı, aralarında Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü, Tersaneler Genel Müdürlüğü, Askeri Adalet İşleri ve Kanunlar Genel Müdürlüğü, Askeralma Genel Müdürlüğü, Personel ve Mali Yönetim Genel Müdürlüğü, İnşaat Emlak ve Milli Mayın Faaliyet Merkezi Genel Müdürlüğü, Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü gibi kuruluşların da yer aldığı genel müdürlük, daire başkanlığı ve diğer komutanlıklardan oluşacak.


Kanun hükmünde kararnamelerle 158 general ve amiralin de aralarında bulunduğu toplam 3 bin 73 asker de Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ihraç edildi.


Akıncı Üssü kapatılacak


Öte yandan Başbakan Binali Yıldırım'ın yaptığı açıklamaya göre, darbe girişiminin hava üssü olarak kullanılan Ankara'nın Kazan ilçesindeki Akıncı 4. Ana Jet Üssü ile Ankara'da ve İstanbul'da darbe girişimi sırasında tankların çıkarıldığı, helikopterlerin kaldırıldığı bütün kışlalar kapatılacak.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da küçük anayasa paketi eğer gerçekleştirilebilirse Genelkurmay Başkanı ve MİT'in Cumhurbaşkanına bağlanacağını açıklamıştı.


Kaynak : www.aksam.com.tr



İşte TSK'da devrim niteliğindeki düzenlemeler

Muğla Valisi Amir Çiçek kaçak darbecilerin yakalandığı operasyonu anlattı

Muğla Valisi Amir Çiçek, FETÖ'nün darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ayrılmasının ardından, Marmaris'te konakladığı otele saldırı düzenleyenler arasında bulunan ve Muğla'nın Ula ilçesinde yakalanan 9 askerle ilgili, “Bunlar kıskaç arasına alındı. Arazide sıkıştırıldılar. Kaçacak yer bulamadılar. 9 tanesini elde ettik. İki tanesini arıyoruz.” dedi.


Çiçek, Çetibeli Jandarma Karakolu önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, operasyonun hala devam ettiğini belirtti. Dokuz askeri yakaladıklarını, ikisini aradıklarını ve bulacaklarını ifade eden Çiçek, firari askerleri hem havadan helikopterlerle, hem de karadan sıkıştırdıklarını söyledi.


Çiçek, aranan bir diğer kişinin, bu kaçan gruptan olmadığını belirterek, “İlk ifadelerden aldığımız bilgilere göre, bu grup 11 kişiydi. Bu 11 kişiden iki tanesini arıyoruz. Akşamdan beri yürüttüğümüz operasyonda, 11 ihanet çetesi vardı. Bunlardan 9 tanesini aldık. Şu anda gözetim altındalar. Bunlardan iki tanesini arıyoruz. Yakalananlar onların da orada olduğunu söylediler. İnşallah onları da alacağız. Diğeri de daha önce bu gruptan ayrılmış. Onunla ilgili de aramalar yapılıyor. Onu da bulacağız.” diye konuştu.


Operasyonda grubun lideri Şükrü Seymen'in de yakalandığını kaydeden Vali Çiçek, yakalanan askerlerin üzerilerinde uzun menzilli silah bulunmadığını, sadece tabancalarının olduğunu söyledi.


“Arazide sıkıştırıldılar”
Çiçek, dün akşam 22.00'de ihbar geldiğini ve yarım saat içinde operasyon yapıldığını ifade ederek, “Bunlar kıskaç arasına alındı. Arazide sıkıştırıldılar. Kaçacak yer bulamadılar.” diye konuştu.


Darbeci askerlerin kaçtıkları süre boyunca nasıl sakladıkları ve neler yedikleri ile ilgili soru üzerine Çiçek, Marmaris'in yoğun bitki örtüsüne sahip olduğunu, askerlerin bitkilerin arasında saklandıklarını belirtti.


Çiçek, ormanlık alana girildiğinde ne havadan ne de karadan ormanın görülebildiğini belirterek, “Bu fırsattan yararlanarak bu süre içerisinde bu bölgelerde saklandılar. Bu bölgedeki vatandaşlar hem ihbar, hem de güvenlik güçlerine destek yönünden takdire şayandır. Vatandaşlarımız hiçbir zaman bunlara destek olmadı. Hiçbir zaman bir katkıda bulunmadı. Bunlar yalnız başına kaldılar. Zaman zaman orman ve arazideki bitkileri yiyerek yaşamlarını bugüne kadar getirdiler. Vatandaştan bir destek olmadı.” ifadelerini kullandı.


“Çatışma değildi”
Vali Çiçek, operasyon başında duyulan silah seslerinin bir çatışma olmadığını, havaya uyarı atışları olduğunu söyledi.


Darbeci askerlerin 15 Temmuz'dan bu yana kaçtıklarını ve saklandıklarını hatırlatan Çiçek, “Kendilerini güvenlik güçlerine teslim etmiyorlar. Etselerdi bu ikinci ya da üçüncü gün olurdu. Bunlar sonuna kadar teslim olmamak için uğraştılar fakat baktılar ki etrafları çevrili, kaçacak yerleri olmayınca da kaçamadılar ve yakalandılar.” değerlendirmesinde bulundu.


Çiçek, grupta olmayan darbeci askerin Yunanistan'a kaçtığına dair kendilerinde bilgi olmadığını, ancak 16 Temmuz'dan bu yana sahilde gerekli önlemleri aldıklarını anlattı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Muğla'nın Marmaris ilçesinde kaldığı otele saldırıda bulunan darbeci askerlerin toplam sayısının 37 olduğu açıklanmıştı. Saldırının ardından ormanlık alana kaçan askerlerden 25'i daha önceki operasyonlarla yakalanmıştı. Gözaltına alınan zanlılardan 23'ü çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştı. Kaynak: AA


Kaynak : www.aksam.com.tr



Muğla Valisi Amir Çiçek kaçak darbecilerin yakalandığı operasyonu anlattı

Galatasaray'a sürpriz golcü: Adrian Ramos

Galatasaray transferde gözünü forvete çevirdi. Sarı-Kırmızılı yönetim yeni sezon için kadroyu takviye çalışmalarını sürdürürken, forvet bölgesine transfer etmek istedikleri asıl isimin adı netleşti. Alman devi Borussia Dortmund'un Kolombiyalı forveti Adrian Ramos'u gündemine alan Cim-Bom'un bu transfer için yoğun mesai harcadığı öğrenildi. Sarı-Kırmızılı yönetimin forvet transferi için 6.5 milyon Euro ayırdığı ortaya çıktı. Güncel piyasa değeri 6 milyon Euro olan Ramos için Galatasaray, 6.5 milyon Euro'yu gözden çıkarırken çalışmaların tam gaz sürdüğü belirlendi. Sarıkırmızılı takım uzun süredir hızlı ve bitirici bir forvet arayışındaydı. 30 yaşındaki forvet oyuncusu bu özelliklere tam uyarken, çalım yeteneği ile de dikkat çekiyor. Boyu 1.85 olan Ramos hava toplarında da etkili. Kolombiyalı starın 2018 yılına kadar Dortmund ile sözleşmesi bulunuyor.


GEÇEN SEZON 39 MAÇTA 10 GOL KAYDETTİ


Ramos, geçtiğimiz sezon sadece 13'ü ilk 11 olmak üzere çıktığı 39 maçta 10 gol 6 asistlik performans sergiledi. Transferde tek problemin Dortmund'un yeni bir forvet oyuncusu transfer etmeden Ramos'u göndermek istemesi. Santrfor olarak sadece Aubameyang ve Adrian Ramos bulunan Alman ekibi, yeni bir forvet almadan Ramos'u bırakmak istemiyor. Ramos ise yedek kaldığı için sarı-kırmızılı takıma gelmeyi çok istiyor.


ESKİ GÜNLERİNE DÖNMEK İSTİYOR


Hertha Berlin'de 5 başarılı sezon geçirdikten sonra bir başka Alman kulübü Dortmund'a transfer olan Ramos geçen sezon aradığı şansı yeterince bulamadı. Kolombiyalı futbolcunun Galatasaray'dan gelen teklife sıcak baktığı öğrenildi. Sarı-Kırmızılı yöretimin Ramos'u bitirmek için bu hafta Alman kulübüyle kıran kırana bir pazarlık yapmayı planladığı gelen bilgiler arasında yer alıyor.


Takvim


Kaynak : www.aksam.com.tr



Galatasaray'a sürpriz golcü: Adrian Ramos

Askerlik süresi ne olacak

Askerlik süresi kısalacak mı sorusunun cevabını Başbakan Binali Yıldırım verdi. 2016 askerlik süresi düşecek mi? Askerlik kaç ay olacak? Başbakan Binali Yıldırım askerlik süresi ile ilgili yaptığı açıklamada “Askere, silah altına alma işi devam edecek. Orada bir aidiyet oluşması lazım ama bunun sadece askerlik iklimine alışmak amacıyla olması, onun ötesinde bir rolünün olmaması lazım. Ayrıca değerlendireceğiz; şu anda onun kararını vermiş değiliz. Muhtemelen süreler daha kısalacak, sayı azalacak şeklinde konuştu. 1111 sayılı Askerlik Kanunun 5. maddesinde, “Erbaş ve erler için muvazzaflık hizmeti süresi; Kara, Deniz Hava Kuvvetleri ile Jandarma Genel Komutanlığı’nda 18 aydır. Bu sürenin, barışta önce 15 aya ve bilahare 12 aya kadar indirilmesine, Silahlı Kuvvetlerin ihtiyacı da dikkate alınarak, Bakanlar Kurulunca karar verilebilir” hükmü yer alıyor. Böylelikle askerlik süresinin kısaltılması için Bakanlar Kurulu kararı yeterli bulunuyor.

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM'DAN ASKERLİK SÜRESİ AÇIKLAMASI


“Askere, silah altına alma işi devam edecek. Orada bir aidiyet oluşması lazım ama bunun sadece askerlik iklimine alışmak amacıyla olması, onun ötesinde bir rolünün olmaması lazım. Ayrıca değerlendireceğiz; şu anda onun kararını vermiş değiliz. Muhtemelen süreler daha kısalacak, sayı azalacak.

Jandarma dahil, belirli bir takvim içerisinde silah altına alınmış askerlik hizmetini yapan hiçbir askeri, terörle mücadelede, askerlik, güvenlik işinde çalıştırmayacağız. Kadro ihtiyacı azalıyor, harp okulları kapatılıyor, MSB yeniden yapılandırılıyor, uzman orduya geçiliyor.”



Kaynak : www.aksam.com.tr



Askerlik süresi ne olacak

'Tavşan Yüreği Zeytinyağı' kente nefes olacak

ATB'nin 2009 yılında Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nden kiraladığı Zeytinpark Antalya'ya nefes olurken, diğer yandan zeytin varlığıyla ekonomik varlık gösteriyor. 25 kurum ve kuruluşun ortaklığıyla faaliyet gösteren Zeytinpark'ta 20 bin zeytin ağacından toplanan zeytinin yağı çıkarılarak ilk defa damak tadına sunuldu.


Emek sonuç verdi


ATB ve Zeytinpark A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Zeytinpark'ta 20 bin zeytin ağacı bulunduğunu belirterek, kent merkezinin en geniş yeşil alanının zeytin ağaçlarıyla nefes aldığını söyledi. 2009 yılından bu yana Zeytinpark'ta ağaçların düzenli olarak bakım, budama ve gençleştirme çalışmalarının yapıldığını kaydeden Çandır, bakıma alınan ağaçların zeytin verimi ve kalitesinin de her geçen yıl arttığına dikkat çekti. Alandan toplanan zeytinleri bu yıla kadar ihaleyle işlenmemiş halde sattıklarını belirten Çandır, “Bu yıl ilk defa Zeytinpark'ta bulunan zeytin ağaçlarımızdan elde ettiğimiz zeytini sıkarak yağ elde ettik” dedi.


Zeytinyağı kalitesinde iddialı


Tavşan yüreği ve natürel birinci zeytinyağının satışa sunulduğunu kaydeden Çandır, “Tavşan yüreği zeytinyağını çok önemsiyoruz. Çünkü Antalya'nın kökü eskiye dayanan ama kaybolmaya yüz tutmuş bir ürünü. Tavşan yüreği zeytinyağı yurtdışında bir çok yerde ödül almış bir ürün. Biz tavşan yüreği zeytinyağını daha çok insana ulaşsın diye küçük ambalajlarda paketledik. Natürel birincimiz de kaliteli zeytinyağları arasında ilk sıralarda yer alıyor” diye konuştu.
Gıda kodeksine uygun üretilen zeytinyağlarına talebin yoğun olmasını beklediklerini söyleyen Ali Çandır, toplanan zeytinlerden 600 kilo civarında zeytinyağı elde edildiğini söyledi. Butik bir üretim olduğunu dile getiren Çandır, “Antalya'nın zeytin tarihi çok derin ve hedefimiz Pamfilya döneminde başlayan zeytincilikte Antalya'yı tekrar marka haline getirmek, Zeytinpark'ın zeytinyağlarını da markalaştırmak” dedi.


Geliri yine Zeytinpark'a


250 ml'lik tavşan yüreği zeytinyağın 20 TL'den, 2 litrelik natürel birincinin 50 TL'den satışa sunulduğunu belirten Ali Çandır, “Zeytinpark'taki tavşan yüreği seçme zeytinlerden sadece mekanik işlenmeyle elde edilmiş üstün kalitedeki zeytinyağımızı damak tadına sunuyoruz. Talep edenler zeytinyağına Zeytinpark'tan ulaşabilir” dedi.
Zeytinyağlarının satışıyla elde edilen gelirin yine alanın kente kazandırılması çalışmalarında harcanacağını aktaran Çandır, “Biz halkımızdan Zeytinpark zeytinyağlarını tercih ederek Antalya'ya nefes olmalarını bekliyoruz” dedi.


Pamfilya döneminde beri


Bu topraklarda Pamfilya döneminden beri zeytinyağının önemli bir ürün olduğuna işaret eden ATB Başkanı Ali Çandır, şöyle dedi:
“Oradan alacağınız zeytinyağı ile sadece zeytinyağı tatmış olmuyorsunuz, Antalya'nın akciğerine de sahip çıkmış oluyorsunuz. Çünkü bu topraklarda Pamfilya döneminden beri zeytinyağı önemli bir ürün. Ama bizi zamanında türkülerle kendi mallarımızdan uzaklaştırdılar, 'zeytinyağlı yiyemem basma fistan giyemem' diye. Biz Antalya zeytinyağlarını tekrar markalaştırmak için çaba sarf ediyoruz. Sektörün tüm aktörlerini borsamızda bir araya getirdik. Bir network oluşturmak istiyoruz. Antalya zeytincilerinin birbiriyle iletişimini güçlendirerek, onlara budamadan ambalajlamaya kadar, tadım eğitimine kadar network ağı içinde Zeytinpark'ta eğitimler vereceğiz.”  (DHA)


Kaynak : www.aksam.com.tr



'Tavşan Yüreği Zeytinyağı' kente nefes olacak

Maliye Bakanı Ağbal'dan prim borcu açıklaması

Maliye Bakanı Naci Ağbal, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin, 15 Temmuz darbe girişiminin olduğu günün sabahında ekonomisinin temelleri sağlam şekilde yolunda yürüdüğünü belirterek, o gün 2016 yılı bütçe açığı hedefi 29 milyar lira civarında olan bir ülkede bütçenin 6 aylık dönemde 1 milyar lira fazla verdiğini, işsizlik oranlarının ve çekirdek enflasyonun sürekli bir şekilde aşağıya gelmeye devam ettiği bilgilerini de kamuoyu ile paylaştığını anımsattı.


Cari işlemler açığının 27 milyar dolar civarına kadar düştüğünü ifade eden Ağbal, verilerin, bankacılıkta aktif kaliteyi ve maliye politikasının son derece iyi olduğunu gösterdiğini vurguladı.


Ağbal, darbe girişimine tevessül edilen gün ekonominin güzel bir durumda olduğunu dile getirerek, Türkiye'nin bir süredir aynı kulvarda bulunduğu gelişmekte olan ülkeler içerisinde olumlu yönde ayrışan bir ülke konumuna geldiğini söyledi.


Günümüzde global ekonomide belirsizlikler ve piyasalarda dalgalanmalar yaşandığına dikkati çeken Ağbal, “Dikkat edin uluslararası kuruluşlar sürekli olarak dünya ekonomisinin büyümesine ilişkin olarak her yeni yaptıkları tahminlerde büyümeyi aşağıya çekiyorlar ama buna karşılık Türkiye'nin büyüme oranlarıyla ilgili tahminler hep yukarı yönde. Özellikle Avrupa'da ekonomilerin ılımlı seyri Türkiye'ye güç veriyor. Son açıklanan veriler de teyit ediyor, bizim Avrupa'ya ihracatımız her geçen gün artıyor. Dolayısıyla Avrupa ile olan ticaret ilişkilerimizin gelişmesi de büyümeye önemli bir etki veriyor.” diye konuştu.


Ağbal, iç talebin canlı olduğuna işaret ederek, “Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumumuz, Merkez Bankamız, iç talebi ılımlı ve sürdürülebilir bir seviyede devamlı kılacak tedbir alıyorlar. Bununla uyumlu olarak iç talep iyi gidiyor. Bizim 2016 yılında büyümemizin en önemli unsurlarından biri olan iç talepte gidişat iyi vaziyette.” dedi.


Gelecek aylarda ihracatta Avrupa tarafı başta olmak üzere daha güzel haberler gelmesini temenni eden Ağbal, darbe girişiminin turizm üzerinde birtakım olumsuz etkilere yol açtığını, gelecek günlerde özellikle Rusya pazarında atacakları adımlarla oradan sevindirici haberler beklediklerini söyledi.


“Ekonomideki bu olumlu gidişatı sürdürecek tedbirleri bir bir alıyoruz”
Ağbal, darbe girişiminden sonra özel sektörün ortaya koyduğu yaklaşımın son derece önemli olduğunu belirterek, şu değerlendirmede bulundu:


“Türkiye'nin ekonomisinin büyümesinin itici unsurlarından biri özel sektör yatırımlarıdır. Bir süredir aslında burada çok da hedeflerimizle uyumlu bir görünüm yok ama darbe girişimi sonrasında ortaya konulan çok net bir tavır var. Özel sektörümüz, yatırımlarını artırarak devam ettireceğini söylüyor. Bu son derece olumlu bir gelişme. Hükümet olarak, ekonomideki bu olumlu gidişatı sürdürecek tedbirleri bir bir alıyoruz.”


Bakan Naci Ağbal, 65. Hükümet'in Türkiye'yi 2023 vizyonuna taşıyacak yapısal reformları bulunduğunu belirterek, bunları da bir bir hayata geçirdiklerini söyledi.


Darbe girişiminden üç gün sonra TBMM'de Uluslararası İş Gücü Kanunu'nu görüştüklerini ifade eden Ağbal, “Maliye Bakanlığı olarak çalışmalarına katkı verdiğimiz vergi mükelleflerinin, sosyal güvenlik prim yükümlülerinin borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin kanunu hemen bu olayın akabinde Meclis'ten geçirdik. Komisyonda görüşmelerini geçen hafta yaptık, salı günü de inşallah Meclis Genel Kurulu'na gelecek. Bu yasanın çıkması halinde yaklaşık olarak 3-4 ay piyasada vatandaşımızın ihtiyaç duyduğu ferahlamayı da meydana getirmiş oluyoruz. Bu da son derece önemli.” diye konuştu.


Ağbal, darbe girişiminin etkilerinin çok kısa vadede ortadan kalkacağını vurgulayarak, “Ekonomide oluşan belirsizlikler çok kısa bir sürede ortadan kalkacak ve Türkiye aynı kulvardaki diğer gelişmekte olan ülkeler içerisinde gerçekten parlayan bir yıldız haline gelecek.” dedi.


“Geçen hafta Moody's ile çok yapıcı, olumlu bir görüşme gerçekleştirdik”
Ağbal, darbe girişiminin ardından dış piyasalarda da farklı bir beklenti oluştuğunu ve “Acaba Türkiye ekonomisi böyle bir olaydan sonra ciddi anlamda sarsılır mı?” sorusunu akla getirdiğini aktararak, şunları kaydetti:


“Standard & Poor's, çok acele bir tavırla Türkiye'ye ilişkin bir değerlendirmede bulundu. Nitekim ne kadar aceleci bir açıklama olduğu, sonraki günlerde yaşanan gelişmelerle ortaya çıktı. Dolayısıyla dış piyasalarda ilk anda Türkiye için söylenenler de beklenenler de olmadı. Gerek vatandaşlarımızın dövizden Türk lirasına geçmeleri, gerekse yurt dışından gelen yatırımcıların Türkiye ekonomisine ilişkin gösterdikleri güven sayesinde bu bir krize dönüşmeden, bir güven tazelemeye dönüştü. Bu son derece önemli.”


Ağbal, Moody's ve Fitch'in Türkiye ile ilgili bir değerlendirme süreci içerisinde olduğuna işaret ederek, “Geçen hafta Moody's ile çok yapıcı, olumlu bir görüşme gerçekleştirdik. Kendilerine Türkiye ekonomisinde yaptıklarımızı, reformlarımızı anlattık, bütçe disiplininde kararlılıkla devam edeceğimizi söyledik.” diye konuştu.


Bu hafta Fitch'le görüşmesi olduğunu vurgulayan Ağbal, “Onlarla da Türkiye ekonomisine, yapısal reformlara ve kamu maliyesine ilişkin görüş alışverişinde bulunacağız. Her iki kuruluşun da (Fitch, Moody's) Türkiye ile ilgili yapacakları değerlendirmeler bizim için önemli. Objektif bir değerlendirme yapacaklarına inanıyoruz. Türkiye'nin, gelişmekte olan ülkeler içerisindeki güçlü yönlerini en iyi bilen uluslararası kuruluşlar bunlar.” dedi.


Kaynak : www.aksam.com.tr



Maliye Bakanı Ağbal'dan prim borcu açıklaması

Fikret Orman: Beşiktaş darbeye karşı demokrasinin yanındadır

Siyah-beyazlıların Başkanı Fikret Orman, kulübün resmi dergisinin ağustos sayısında açıklamalarda bulundu. Beşiktaş camiasının her zaman çoğulcu demokrasiden yana olduğunu belirten Orman, “Ülkemiz, 15 Temmuz 2016 tarihinde kapkara bir gece yaşadı. Demokrasiye, hukuka ve parlamentoya karşı yapılan darbe girişimi sırasında 204 yurttaşımız yaşamını yitirdi. Bilinmelidir ki Beşiktaş Camiası, darbeye karşıdır. Her zaman çoğulcu demokrasinin, halkın iradesinin ve laik, sosyal hukuk devletinin yanında olacaktır. Yitirdiğimiz canlara Allah'tan rahmet, tüm yurttaşlarımıza başsağlığı, yaralılara da acil şifalar diliyorum. Bu hadisenin tek olumlu yanı Türk milletinin gayrimeşru rejim arayışına gösterdiği anlamlı tepki olarak tarihe düştüğü nottur” diye konuştu.


“En büyük temennim, ülkemizin güneş batmayan bir yer olması”


Beşiktaş ile beraber Türkiye'nin de çok zor günlerden geçtiğini ifade eden Orman, “Siyah günlerin beyaz günlere evrileceği zamanın çok uzak olmadığını düşünüyorum. Nasıl ki Beşiktaşımız, çok zor bir dönemden çıkıp, güneşli günlere kavuştuysa aynı durum ülkemiz için de geçerlidir. En büyük temennim, ülkemizin de kulübümüz gibi güneşin batmadığı bir yer olması, umudun hiçbir zaman kaybolmamasıdır” diye konuştu.


“Artık evimizdeyiz”


Yeni sezon hazırlıklarına başladıklarını söyleyen Başkan Orman, “2016-2017 Spor Toto Süper Ligi, öncesinde takımımız değerli hocamız Şenol Güneş yönetiminde hazırlıklarına başladı. Yeni sezonun perdesini ilk olarak Süper Kupa mücadelesiyle açacağız. Artık evimizdeyiz. 'Şampiyon' sıfatıyla mücadele edeceğimiz yeni sezonun takımımıza ve diğer tüm kulüplere hayırlı olmasını, fair-play ruhunun hakim olduğu, kavgadan uzak, sportif mücadelenin ön plana çıktığı bir yarışın yaşanmasını temenni ediyorum. Daha güçlü, daha umutlu olarak kulübümüze hizmet etmenin gururuyla, yine gece gündüz çalışacağız ve tek aşkımız Beşiktaşımız'ı bütün branşlarımızda hak ettiği noktaya taşımak için önemli adımlar atacağımızdan şüpheniz olmasın ” dedi.


Kaynak : www.aksam.com.tr



Fikret Orman: Beşiktaş darbeye karşı demokrasinin yanındadır

Alman gazeteciden Almanya'ya Erdoğan eleştirisi

Die Tageszeitung (taz) gazetesinden Christian Rath değerlendirme yazısında, devletin, yasalara saygılı olunduğu müddetçe gösterilerin içeriğe müdahale edemeyeceğini vurguladı. Rath, ''Köln polisi, Erdoğan’ın planlanan konuşmasında şiddet yahut korkutmaya yönelik bir içerik olduğuna dair hiçbir kanıt sunamadı. Yasağın kaldırılması için yapılan müracaat başarılı olmalıydı.'' ifadesini kullandı.


Köln'deki mitingde Erdoğan’ın telekonferans ile göstericilere seslenmesini engelleyen yasağın böyle bir karışma niteliğinde olduğunu belirten Rath, ''Toplu gösteri yürüyüşünü düzenleyenler, gösterinin içeriğinin ve akışının nasıl olacağına kendisi karar verebilir. Konuşmacının toplantı yerinde olup olmaması, uydu aracılığıyla canlı olarak bağlanıp bağlanmaması düzenleyenleri ilgilendirir. Eğer Edward Snowden veya ABD Başkanı Barack Obama canlı bağlantı yapmak istiyorlarsa bu onların hakkıdır. Erdoğan için de başka bir kural geçerli olamaz.'' görüşüne yer verdi.


Rath ayrıca, Türk kökenli Alman göstericilerin sembolik öneme haiz bir konuda yasal haklarının korunmadığına dikkati çekerek, “Bir hukuk devleti böylesine gergin zamanlarda herkese tarafsız bir güç olduğunu sergilemelidir.” değerlendirmesini yaptı.


PKK'ya izin vermişlerdi


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mitingdeki katılımcılara telekonferans yoluyla seslenmesini engelleyen Almanya, 2011'de terör örgütü PKK'nın elebaşlarından Murat Karayılan'a izin vermişti. Köln kentinde, PKK'lılarca yapılan bir etkinlikte PKK elebaşlarından terörist Karayılan, örgütün TV kanalı üzerinden görüntülü olarak katılımcılara seslenmişti. Kaynak: AA


Kaynak : www.aksam.com.tr



Alman gazeteciden Almanya'ya Erdoğan eleştirisi

DEİK'ten yurtdışı çıkarması

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) 15 Temmuz gecesi yaşanılan darbe girişimin ardından kolları sıvadı. DEİK’e bağlı olan 126 iş konseyi başkanı, çalıştıkları ülkelerde ‘Türkiye’de yatırıma devam edin, Türkiye’ye güvenin’ mesajı ile çalışmalara başlayacak. DEİK Başkanı Ömer Cihad Vardan, tüm STK’ların  darbe girişiminin demokrasi bayramına döndüğünün dünyaya anlatmak için harekete geçtiğini belirterek bu noktada en fazla işin DEİK’e düştüğünü söyledi. Önümüzdeki haftadan itibaren 126 iş konseyinin çalıştıkları ülkelerden işadamlarına, cumhurbaşkanlarına, başbakanlarına ve STK’lara giderek “Türkiye’de yatırıma gelin’ mesajı vereceğini söyledi. DEİK yönetimi olarak da 9 kilit ülke belirlediklerini ifade eden Vardan “Amerika, Fransa, Almanya, Rusya ve Çin bu ülkelerden bazıları. Biz de yönetim olarak bu ülkelere gideceğiz” dedi. Yabancı yatırımcıların Türkiye’ye güveninin artarak devam ettiğini de belirten Vardan “Türkiye’de yatırıma başlamak üzere olan yabancı bir şirket, darbe girişimi sonrası kararından vazgeçmedi. 1.5 milyar dolarlık yatırımına devam etme kararı aldı. Bu Türkiye’ye olan güvendir” dedi. Bu hafta Patron Katı’nda DEİK Başkanı Ömer Cihad Vardan ile darbe girişimini, bunun ekonomiye yansımasını ve yabancı ülkelerle yapılacak çalışmaları konuştuk…


Darbe girişiminin nasıl değerlendiriyorsunuz?


Tük milleti darbe gecesi milli iradenin üzerinde herhangi bir güç olmadığını ispat etti. Dış politikada sıcak havalar esemeye başlamışken, ekonomi yükselişe geçmişken, bu darbeyi oluşturacak bir alt yapı yokken gerçekleştirilmeye çalışılması zamanlamanın manidar olduğunu gösteriyor. Şayet darbe girişimi başarılı olmuş olsaydı sonuçları düşünmek bile istemiyoruz. Bütün kurumları kapatılmış, birçok şirket iflas etmiş, borsa dibe çökmüş, döviz tavan yapmış bir ekonomi ile karşı karşıya kalacaktık. Bir Anayasa’nın atılmasıyla bir gecede döviz iki katına fırladı. Gecelik faizler yüzde 7 binleri buldu.


Bir takım odaklar tarafından yurtdışında Türkiye aleyhine bir algı oluşturulmaya çalışılıyor, ne dersiniz?


Yabancı basında bir algı operasyonu başlatıldı, tankların üzerine çıkanları darbe yanlısı olarak gösterdiler. Darbe oldu bitti, artık asker yönetimi ele aldı ve halkta onları destekliyor gibi görüntü verilmeye çalışıldı. Türkiye’nin gerçeğinin darbe olmadığı anlatmak lazım. İlk andan itibaren her türlü çalışmayı yapmaya başladık. Bütün iş konseylerimizi harekete geçirdik. 133 iş konseyimiz var, bunların 126’sı ülke bazında. Yönetim kurulunu topladık ve görüşler istedik. Herkes önerilerini getirdi. 11 maddelik Acil Eylem Planı çıkardık. İlk etapta yurtdışındaki yanlış algıyı değiştirmek için içimizde bir koordinasyon komitesi kuralım dedik.


DEİK ne yapacak?


İş konseyi başkanlarımızdan çalıştıkları ülkelerle sıkı bilgi alışverişinde olmaları istedik. Doğru bilgi aktarılmasını istedik. Hatta onlara önümüzdeki 30 gün içinde tüm iş konseyi başkanlarımız kendi ülkelerindeki muhataplarına giderek onlarla birebir görüşecekler. O ülkenin cumhurbaşkanı, başbakanı ve bakanları ile de görüşecekler. Düşünce kuruluşları ve medya kuruluşları ile irtibata geçecekler. 126 kişilik bir DEİK ordusu sefere çıkıyor diyebiliriz. Biz de başkan ve yönetim kurulu olarak önemli ülkeleri ele alacağız. Amerika, Almanya, Fransa, Rusya, Çin gibi… Onların önce büyük elçileri ile başlıyoruz. 9 ülkeye gideceğiz.  Tabi bu güvencenin devamını sağlayacak bir argümanla da gitmek lazım. Hükümetin çalışmakta olduğu bir teşvik paketi var. Bunu anlatacağız yurtdışında.


Yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye nasıl çekeceğiz?


Yeni teşvik paketinin tam detayları yok ama duyduğumuza göre hangi sektörde yabancı yatırım geliyorsa ona özel bir takım kolaylıklar yapılacak. Terzi usulü gibi düşünün, yani kişiye ve şirkete göre teşvik… Arsa istiyorsa, arsa, vergi indirimi istiyorsa vergi indirimi…


Türkiye’nin dış siyasette yeniden sıfır sorun politikasına dönmeye başladığını görüyoruz, nasıl değerlendiriyorsunuz?


Rusya ile normalleşme sürecine girildi. Bu her iki ülkeye de pozitif katkı sağlayacak. Hükümet yetkililerimizin Rusya’ya gideceği duyuldu ve ağustos’ta da Sayın Erdoğan’ın Putin ile görüşeceği açıkladıktan sonra telefonlarımız susmadı. Yarım kalan işlerin yeniden devam etmesi ve yeni yatırımların yapılması ile ilgili çok kişiden bilgi aldık. Hiç kimse mal alıp sattığı veya komşusuyla kavga etmek istemez. O nedenle biz dostlarımızın sayısını artırmayı istiyoruz. Sıfır sorun politikası bizim için çok önemli. Son yıllarda birçok komşumuz ile sorun yaşamaya başladık. Hepsinin üst üste gelmesi insanda soru işaretleri yaratıyor.


Darbe girişimin ardından yeni bir ekonomik ve politik strateji oluşturuluyor. Bu 2023 hedeflerine nasıl yansır?


2023 hedefleri konulduğunda şunu söyledik; hedefin rakamsal büyüklüğü önemli değil. Önemli olan bizim bir hedefimizin olması. Eskiden hedef yoktu. Hükümetlerin ömrü çok kısaydı. Onların bir hedef koyacak vakitleri bile yoktu. Ülkede insanların bir hedefe koşmaları çok önemli. Bu bir motivasyon kaynağı oldu. Bizim dışımızda gelişen durumlarda var tabi. Dünya ticareti devamlı düşmeye devam ediyor. Bizim dışımızda gelişen olumsuz durumlarda oluyor. Emtia fiyatları ciddi geriledi. Ancak bizim ölçeğe baktığımızda milyar olarak belki aynı ihracatı gerçekleştiriyoruz ama kazandığımız para düşüyor. Ancak Türkiye’nin ekonomik politikaları ve reformist yaklaşımı sayesinde ekonomik olarak yükselmeye devam ediyor.


1.5 milyar dolarlık yatırım devam edecek


Kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye tavrına ne dersiniz?


Kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye üzerindeki yorumlarına akıl sır ermiyor. Sanki Türkiye’de darbe olmuş apar topar not veriliyor… Bir değerlendirme yapılacaksa süreci izlemek lazım. Türkiye’de ne oldu, ekonomi battı mı? Borsa mı çöktü ? Neye karşılık not indirimine gidiyorsunuz. Türkiye ekonomisi bütün bu şoklara rağmen, dimdik ayakta. Ben aksine yatırım yapılabilir mesajlarını vermelerini beklerdim. Yabancı yatırımcı kredi derecelendirme kuruluşlarını pek dikkate almıyor. Bizim üyelerimizden aldığımız bilgilere göre yeni yatırım planlayan çok yabancı var. Büyük bir şirket 1.5 milyar dolarlık bir yatırımını Türkiye’de devam ettirme kararı aldı. Hiçbir aksama yaşanmadı. Bu Türkiye’ye olan güvenin göstergesidir.


Birbirimize daha fazla kenetleneceğiz


Darbe girişimi ile bir kenetlenme oldu, yaşananlar Türkiye lehine dönecek mi?


Ortada bir şer var, bundan hayır çıkartmayı istiyoruz. Bu olay bizim birbirimize daha fazla kenetlenmemize sebep olacak. Ülke içindeki farklılıklarımız aslında bizim zenginliğimiz ama bunların ülke menfaati söz konusu olduğunda ortadan kalktığı ve ortak bir görüş oluşabildiği imajını verebilmemiz lazım.


Kaynak : www.aksam.com.tr



DEİK'ten yurtdışı çıkarması

Profesörleri bakkallar seçiyormuş!

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili başlattığı soruşturma çerçevesinde, Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sabri Eyigün ve Genel Sekreteri Mustafa Tuna’nın tutuklandığı DÜ’de cemaat kadrolarının üniversiteye nasıl yerleştirildiği ortaya çıktı. Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) mağdur ettiği akademisyenlerden olan ve profesörlük unvanını cemaat yapılanması yüzünden 5 yıl gecikmeli aldığını anlatan Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı üyesi Prof. Dr. Ahmet Yalınkaya, çarpıcı iddialarda bulundu.


'REKTÖR 2,5 YIL RANDEVU VERMEDİ'


FETÖ mensuplarının, DÜ’de cemaatten olmayana yaşam hakkı tanımadığını anlatan Yalınkaya, cemaatin yönetime dahil olmasının ardından kendilerinin dışlandığını ve tecrit edildiğini vurguladı. Bölgede sadece kadın doğumda bir profesörün olduğunu, ikincisine izin vermediklerini kaydeden Yalınkaya, “Yüzlerce kadro açıldı. Sınırsız bir kadro açılışı vardı. Türkiye’nin hiçbir yerinde bu kadar kadroda rahatlık, bu kadar rahat kadro alan kimse yoktu. Ben tam beş yıl fazla bekledim. Yani beş yıllık doçentlikten sonra profesörlük süresi olan beş yılken, ben 10 yılda alabildim. Benim gibi başka arkadaşlar da vardı. Bunlar 2008’den 2016’ya kadar şu anda içeride olan eski rektör Ayşegül Jale Saraç ve ekibi tarafından yapılıyordu. Bunlar hiçbir gerekçe göstermeden beş yıl kadro vermediler. 2,5 yıl rektörden randevu istedim. Bana randevu vermedi” dedi.


DÜ kadrolarının cemaat evlerinde şekillendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yalınkaya, “Cemaat evlerinde hakkımızda profesör olur ya da olmaz diye karar veriyorlardı. Yani bir bakkal bir profesör kadrosu uygun mudur, değil midir diye karar veriyordu. Kadro vermemek için de mesnetsiz şeyler uyduruluyordu. Benim için ‘Kardeşi dağda öldürülmüş’ demişlerdi. Öyle bir şey olmadığını dünya alem biliyor. Kardeş sayımız belli, kayıp yok. Daha sonra ihale yolsuzluklarına karıştığım söylendi. Bana ihalenin İ’sini göstermezler. Nasıl ihale yolsuzluğu yapayım. Sonra bir arkadaş ulaşmış bunlara. Onlar da Yalınkaya’ya kadro verirsek bize kaç öğrenci okutur demişler. Ben de ‘bu kadroyu hak etmedim mi? Rüşvet mi vereceğim? Öyle bir şey yapmam’ dedim. Para yardımı yapacakmışım onlar bana öyle kadro verecekmiş. Ben de dedim Dicle Üniversitesi’ni hak etmeyen bir ben miyim? En yoğun çalışan, yıllardır burada emek veren insanım, bunu yapamam dedim. Farklı kanallardan ulaştığımızda ise ‘bizden değildir, o yüzden kadro vermiyoruz’ gibisinden bir yanıt almıştık” diye konuştu.


'HASTALARI KABUL ETMEDİLER'


1998’den beri DÜ’de görev yaptığına işaret eden Yalınkaya, cemaat kadroları üniversiteye girdikten sonra zaman zaman acil hastaların kabul edilmediğini dile getirdi. Yalınkaya, şu ifadelerde bulundu:


“Akademik kadrodayım. Hiçbir zaman dışarıdan gönderilen hastaya göndermeyin demedim. Benim elimden bir şey geliyorsa esirgemedim. Cemaat kadroları girdikten sonra bu tür şeyleri yaşamaya başladık. Acil hastalarda direnç gösterme, kabul etmeme, reddetme, yer yok gibi bahanelerle zaman zaman bu sorunları yaşadık.”


Bu mağduriyetin kendilerinde üzüntüye neden olduğunu anlatan Prof. Dr. Yalınkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:


“Gününü doldurmadan kendi adamlarına kadro veriyorlardı. Kendilerini biraz güçlü hissedince fazla palazlandılar. Dünya hep bize böyle kalır zannettiler. Kimseye yaşama hakkı tanımıyorlardı. Bu gerçektir. Ben o zaman bunu söylüyordum şimdi de söylüyorum. 2014’ün sonunda kadromu aldım. Ben birine gidip, bana kadromu vermediklerini söylemeye utanıyordum. Bu kadar uğraşıyorsun, çabalıyorsun, çalışıyorsun ama gidip kendim için bir şey istemekten utanıyordum. Eğer biri hak ediyorsa hakkını vereceksin. Etmiyorsa bunu gerekçesini belirteceksin. O da yoktu.” (İHA)


Kaynak : www.aksam.com.tr



Profesörleri bakkallar seçiyormuş!

Bingöl'de polis servisinin geçişi sırasında patlama: 6 şehit

Bingöl Havalimanı yolunda çevik kuvvet polislerini taşıyan zırhlı servis aracının geçişi esnasında teröristler yol kenarına park ettiği bomba yüklü aracı patlattı.


YARALI POLİSLER HASTANEYE KALDIRILDI


Patlama 17:30 sıralarında Bingöl Havaalanı yolu üzerinde meydana geldi. Patlamanın, teröristlerin yol kenarına bıraktığı içi bomba yüklü aracın infilak ettirmesi sonucu meydana geldiği belirlendi. Terör saldırısında yaralanan özel harekat polisleri, ambulanslarla kentteki hastanelere kaldırıldı.


VALİ: 6 POLİS ŞEHİT, 3 POLİS YARALI


Bingöl Valisi Yavuz Selim Köşger, bomba yüklü aracın güvenlik güçlerini taşıyan servisin geçişi sırasında patlatılması sonucu 6 polisin şehit olduğunu, 3 polisin de yaralandığını açıkladı.


Bingöl Valisi Yavuz Selim Köşger, kent merkezine 15 kilometre mesafede polisleri taşıyan zırhlı servis aracının geçişi sırasında meydana gelen patlamaya ilişkin açıklamalarda bulundu.


PARK HALİNDEKİ BOMBALI ARACI PATLATMIŞLAR


İHA'nın telefonla ulaştığı Vali Köşger, saldırının çevik kuvvet ekiplerini taşıyan zırhlı polisaracı seyir halindeyken, karayoluna park edilmiş bombalı aracın infilak ettirilmesi sonucu meydana geldiğini belirterek, hain saldırıda 6 polisin şehit olduğunu kaydetti. Köşger, patlamada 3 polisin yaralandığını, 2'sinin durumunun ağır olduğunu da ifade etti.


Türk bayrağıyla kamufle etmişler


Öte yandan Bingöl Valisi Yavuz Selim Köşger, 6 polisin şehit, 4 polisin de yaralandığı bombalı saldırıda kullanılan aracın Türk bayrağıyla kamufle edildiğini söyledi.


Kaynak : www.aksam.com.tr



Bingöl'de polis servisinin geçişi sırasında patlama: 6 şehit

Komutanlıklarda FETÖ dokümanları çıktı

Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişimine yönelik Şanlıurfa'da yürütülen soruşturma kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, 20. Zırhlı Tugay Komutanlığı ile İl Jandarma Komutanlığında 4 gün önce gerçekleştirilen eş zamanlı aramaların ayrıntıları ortaya çıktı.


Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla 20. Zırhlı Tugay Komutanlığı ve İl Jandarma Komutanlığında Tamamı rütbeli 63 askerin gözaltına alındığı komutanlıklarda yapılan aramalarda, örgüt üyelerinin şifre olarak kullandığı 13 adet 1 dolarlık, bir adet de 10 dolarlık banknotlarla FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ve örgüte ait çok sayıda kitap ile dergi ele geçirildiği bildirildi.


“Tanka uçaksavar yerleştirdi”


Sorgusu tamamlanan askerler, ifadelerinde, komutanlardan bazılarının “Tankları hareket ettirmeyin” emrine rağmen, silah deposu sorumlusu Astsubay Halil H'nin 6 tanka uçaksavar yerleştirdiği ve tanklara mermi yüklediğini ileri sürdü.


Askerler, ayrıca darbe girişimi için 5 tankın namlusunun savaşa hazır hale getirildiği ve kışlanın önüne kurulan barikatı kaldırmak için bazı iş makinelerinin hazırlandığını belirtti.


“Halka ateş etmem' deyince gözaltına alındım”


Bir uzman çavuş da ifadesinde, “Ben halka ve polise ateş etmem” diye tepki göstermesinin ardından, darbeci Yüzbaşı Veysel Özdelici'nin emriyle gözaltına alındığını savundu. 


Kaynak : www.aksam.com.tr



Komutanlıklarda FETÖ dokümanları çıktı

THY Erol Olçok'u unutmadı

Türk Hava Yolları (THY), FETÖ/PDY’nin darbe girişimini sırasında şehit düşen Erol Olçok’ı unutmadı. Binlerce yolcu tarafından kullanılan İstanbul Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nde bulunan CIP Salonu’nda kablosuz internetin şifresi “EROLOLCOK” oldu. THY, kablosuz internet ağı için şifreyi geçen hafta “15 July” (15 Temmuz) olarak değiştirdi. FETÖ/PDY’nin darbe girişimi sırasında hayatını kaybeden Erol Olçok’a ithafen de bu hafta da şifre yeniden belirlendi.


7 AĞUSTOS'A KADAR


Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimini protesto ederken oğlu Abdullah Tayyip ile birlikte adı 15 Temmuz Şehitler Köprüsü olarak değiştirilen Boğaziçi Köprüsü’nde hayatını kaybeden demokrasi şehidi Erol Olçok’un adı THY CIP Salonu’nda kullanılan kablosuz ağa giriş şifresi olarak kullanıldı. İstanbul Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nde Business Class ile Elite Card üyesi yolcuların kullandığı CIP Salonu’nda kablosuz internet şifresi bundan önce de “15JULY” (15 Temmuz) olmuştu. EROLOLCOK şifresi 7 Ağustos tarihine kadar geçerli olacak.



Salonun adını da değiştirdi 


Atatürk Havalimanı’nda hizmet veren 'Lounge İstanbul’un adı da '15 Temmuz Demokrasi Kahramanları Salonu' olarak değiştiriliyor. Skylife Dergisi'nin yeni sayısındaki köşe yazısında THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, şunları yazdı: “Bu tarihi günü her daim anmak adına CIP salonumuzun adını  da '15 Temmuz Demokrasi Kahramanları Salonu' olarak değiştirme kararı aldık.” 


 


Kaynak : www.aksam.com.tr



THY Erol Olçok'u unutmadı

Bakan Işık: 9'u general 311 firari asker var

CNN Türk canlı yayınında konuşan Bakan Işık, “TSK'da ihraçlar daha bitmedi. 9'u general 311 firari asker var. Çalışma sürüyor. Kayıp helikopter ya da araç yok. Kayıp mermi ve silah olabilir” dedi. “Bir yapısal dönüşüm gerçekleştiriyoruz” ifadelerini kullanan Işık, askerliğin asli işlerinde Genelkurmay'a kesinlikle dokunulmayacağını, emir komuta zincirinin bozulmayacağını da sözlerine ekledi.


Genelkurmay Başkanı'nın ataması konusunda da Işık, yapılan düzenlemeyle orgeneral ve oramirallerin de Genelkurmay Başkanı olabileceğini açıkladı.


Bakan Işık askeri okullar için kapatılma kararı alınmasının iki temel nedeni olduğunu söyledi ve o nedenleri şöyle açıkladı: 13-14 yaşında bir çocuğu alıp askerliğe hazırlayacağım diye uğraştığınız zaman tek tip insan yetişiyor. Gideceksin darbe yapacaksın, anlayışının temeli orada atılıyor. Çocuk benliğini bulsun, ondan sonra demokratik sistem içinde asker olmayı kabul eder. 30 yıldır, bu okullar bu terör örgütünün yuvası haline gelmiş. 2000 yılında askeri liselere giriş sınavını ÖSYM yapmaya başlamış ve 14 yıldır tüm sorular çalınmış. 2014 yılında ÖSYM'deki skandaldan sonra yönetim değişince soruları çalamamışlar. Çalamadıkları sorulardan dolayı yüksek puan alan Anadolu'nun gariban çocuklarını mülakatta elemişler. Onun için bu yapı iliklerine kadar hakim olmuş.


Kapatılan askeri okullarla ilgili öğrencilerin mağdur olup olmayacağı sorusu üzerine Bakan Işık, “öğrenciler şimdi kendi istedikleri okullara yerleştirilecekler ve tazminat ödemeyecekler. Muadil liselere aldıkları puanlara göre yerleştirilecekler” dedi.


Şehir içinde kalan ve fonksiyon icra etmeyen kışlaların şehir dışına çıkarılacağını söyleyen Bakan Işık, “Etimesgut ve Mamak kışlaları derhal şehir dışına çıkacak. Etimesgut'ta tankın ne işi var?” dedi.


Bakan Işık, olağanüstü bir süreçten geçildiğini vurgulayarak 30 Ağustos'ta tören yapılmayacağını duyurdu.


Milli Savunma Bakanı ayrıca, “Şu anda bedelli askerlik gündemimizde yok” diyerek bedelli askerlik tartışmalarına noktayı koydu.


Kaynak : www.aksam.com.tr



Bakan Işık: 9'u general 311 firari asker var

Bingöl’de ne oldu? 6 şehit, 4 yaralı

Bingöl'de özel harekat polislerini taşıyan servis aracının geçişi sırasında PKK'lı teröristlerce tuzaklanmış el yapımı patlayıcı infilak ettirildi. Bingöl çevre yolunda özel harekat polislerini taşıyan servis aracının geçişi esnasında patlama meydana geldi. Patlamanın, teröristlerin yola döşediği el yapımı patlayıcıyı infilak ettirmesi sonucu meydana geldiği belirlendi. Terör saldırısında yaralanan özel harekat polisleri, ambulanslarla kentteki hastanelere kaldırıldı.


Özel harekat polislerini taşıyan  zırhlı servis aracının geçişi sırasında PKK'lı teröristlerce tuzaklanmış el  yapımı patlayıcı infilak ettirildi. Saldırıda 6 polisin şehit oldu, 2’si ağır 4 polis memurunun tedavisi devam ediyor. Bölgeden gelen son dakika bilgisine göre yaralanan polisler, ambulanslarla hastanelere kaldırıldı.


“Saldırıda 5 polis şehit oldu, 4 yaralımız var”


Bingöl Valisi Yavuz Selim Köşger, bomba yüklü aracın güvenlik güçlerini taşıyan servisin geçişi sırasında patlatılması sonucu 5 polisin şehit olduğunu, 4 polisin de yaralandığını açıkladı. Bingöl Valisi Yavuz Selim Köşger, kent merkezine 15 kilometre mesafede polisleri taşıyan zırhlı servis aracının geçişi sırasında meydana gelen patlamaya ilişkin İHA'ya açıklamalarda bulundu. İHA'nın telefonla ulaştığı Vali Köşger, saldırının çevik kuvvet ekiplerini taşıyan zırhlı polis aracı seyir halindeyken, karayoluna park edilmiş bombalı aracın infilak ettirilmesi sonucu meydana geldiğini belirterek, hain saldırıda 5 polisin şehit olduğunu kaydetti. Köşger, patlamada 4 polisin yaralandığını, 2'sinin durumunun ağır olduğunu da ifade etti.


Kaynak : www.aksam.com.tr



Bingöl’de ne oldu? 6 şehit, 4 yaralı

Çavuşoğlu'ndan Avusturyalı bakana ders gibi sözler

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avusturya Dışişleri ve Entegrasyon Bakanı Sebastian Kurz'a cevaben yazdığı “Bu bir ültimatom değil Sebastian, bu benim kişisel fikrim. İfade özgürlüğü arkadaşım.” mesajıyla ifade özgürlüğü dersi verdi.


“ÇAVUŞOĞLU'NUN ÜLTİMATOMUNU KABUL ETMİYORUM” DEMİŞTİ


Çavuşoğlu, Twitter hesabı üzerinden Avusturyalı mevkidaşının kendisi ile ilgili yazdığı “Mevlüt Çavuşoğlu'nun ültimatomunu kabul etmiyor ve geri iade ediyorum. AB bağımlılıkla hareket edemez, kendi sınırlarını korumak zorundadır.' mesajını cevapladı.


Bakan Çavuşoğlu mesajında “Bu bir ültimatom değil Sebastian, bu benim kişisel fikrim. İfade özgürlüğü arkadaşım.” ifadelerine yer verdi.


Çavuşoğlu, Almanya'nın Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesine verdiği mülakatta şunları kaydetmişti:


“2013 yılında Geri Kabul Anlaşması ile bağlantılı olarak vize serbestisine ilişkin anlaşmayı imzalamıştık. Ayrıca mart ayında AB ile Türkiye’ye geri getirilen her Suriyeli karşılığında başka bir Suriyelinin bir AB ülkesine yerleştirilmesinin öngörüldüğü anlaşmayı imzaladık. Bu formül işliyor. Ancak bunların hepsi vize serbestisine bağlı. Bu husus da 18 Mart tarihli anlaşmanın bir parçası. Bu bir tehdit değil. Eğer vize serbestisi uygulanmazsa, biz de Geri Kabul Anlaşması'nı ve 18 Mart’ta imzaladığımız anlaşmayı bir kenara bırakmak zorunda kalacağız.”


 


Kaynak : www.aksam.com.tr



Çavuşoğlu'ndan Avusturyalı bakana ders gibi sözler

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan muhalefete jest

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye karşı açtığı tazminat davalarını geri çekti. Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın’ın mahkemeye sunduğu dilekçelerde, Erdoğan’ın 29 Temmuz’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kültür ve Kongre Merkezi’nin açılış konuşmasındaki “Şu ana kadar şahsıma her türlü saygısızlığı, hakareti yapanları bir kereye mahsus olarak affediyorum ve davalarımı çekiyorum” ifadelerine yer verildi. 


Davalar düşecek


Cumhurbaşkanı’nın, Başbakanlığı döneminde 2011 yılında da bugünkü gibi dava ve şikayetlerden vazgeçmek suretiyle iyi niyet ortaya koyduğunu ancak kısa süreli bir bahar havasından sonra sistematik hakaret kampanyasına kaldığı yerden devam ettiği belirtilen dilekçede Erdoğan’ın şahsına ve ailesine yönelik hakaret ve iftira içeren saldırılara karşı yasal haklarını kullandığı vurgulandı. FETÖ’nün gerçekleştirdiği 15 Temmuz kanlı darbe girişiminden ve milletçe ödenen ağır bedellerden sonra tarihi bir fırsat yakalandığının tartışmasız olduğu belirtilen dilekçede, Erdoğan’ın milletin asgari müşterekte buluşması, birlik ve beraberliğin tahkim edilmesi, siyasi hayattaki asgari nezaketin kalıcı olarak tesis edilmesi ümidi ve iradesiyle davalardan feragat ettiği bildirildi. Feragat dilekçesi üzerine Kılıçdaroğlu ve Bahçeli aleyhine açılan tazminat davaları düşecek. Erdoğan’ın, HDP’liler, eski Ak Partili Feyzi İşbaşaran ve eski CHP Milletvekili Hüseyin Aygün ile ilgili açılan davaları ise geri çekmeyeceği belirtiliyor.


Jeste jet yanıt


CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın jesti üzerine aynı şekilde onun hakkında açtığı  davaları ve şikayet dilekçelerinin tamamını geri çekme kararı aldı.
MHP Genel Başkanı Bahçeli ise davaların geri çekilmesini “olumlu ve güzel bir yaklaşım” olarak değerlendirip Cumhurbaşkanı’na teşekkür etti. 


Lİderlere Yenİkapı daveti


Cumhurbaşkanı Erdoğan; AK Parti, CHP ve MHP liderlerine 7 Ağustos’ta Yenikapı’da düzenlenecek “Demokrasi ve Şehitler Mitingi”ne katılarak birer konuşma yapmaları için davet mektubu yolladı. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga imzasıyla AK Parti Genel Sekreteri Abdulhamit Gül, CHP Genel Sekreteri Kamil Okyay Sındır ile MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman’a gönderilen mektupta “Ülkemizin tüm şehirlerinde, tüm meydanlarında devam etmekte olan demokrasi nöbetleri 7 Ağustos 2016 Pazargünü İstanbul Yenikapı Meydanı’nda saat 18.00’de yapılacak “Demokrasi ve Şehitler Mitingi” ile taçlandırılacaktır” ifadeleri yer aldı.


Mahkemeye sunulan dilekçede Erdoğan’ın siyasi hayattaki asgari nezaketin tesis edilmesi ümidiyle davalardan feragat ettiğini bildirdi. 


Kaynak : www.aksam.com.tr



Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan muhalefete jest

Orgeneral Akar'dan Dunford'a 'Gülen' yanıtı

ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph F. Dunford, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile birlikte TBMM'de bombalanan yerleri gezdi.


Darbe girişiminde kullanılan İncirlik Üssü'nü ziyaretinin ardından Ankara'ya geçen ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, önce Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile bir araya geldi. Dunford'un Akar'a, “ABD olarak darbeyi en güçlü şekilde kınadığını” söyleyerek, ABD askerlerinin Türkiye'nin ve Türk ordusunun yanında olduğunu ve işbirliğinin devam edeceğini söylediği öğrenildi.


TÜRK HALKINA TEBRİK


Daha sonra Akar ile birlikte Meclis'e gelen Dunford ve ABD Büyükelçisi John Bass, önce genel kurul salonunu gezdi. Heyete AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş eşlik etti ve o gece yaşananları anlattı.


Görüntüler karşısında çok üzüldüğünü ifade eden, Türk halkına ve ordu mensuplarına başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerini ileten Dunford da, Meclis'in bombalar altında ayakta kalıp, çalışmaya devam etmesinin Türk halkının cesaretini gösterdiğini belirterek, “Türk halkını gösterdikleri cesaretten ve demokrasiye olan inançlarından dolayı kutluyorum” dedi.


'AKAR'LA ARKADAŞIZ'


Türk heyetinin FETÖ/PDY terör örgütü elebaşısı gıyabi tutuklu Gülen'in iade edilmesi talebini gündeme getirmesi üzerine Dunford, ABD'de hukuk sistemi içinde talepler ve kanıtlar dikkate alınarak değerlendirme yapılacağını söyledi. Dunford'un bu sözleri üzerine Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın “Daha ne kanıtı, kanıt benim” diyerek karşılık verdiği öğrenildi.


Türk askeri ile Afganistan'da beraber çalıştıklarını, Akar ile geçmişten beri tanıştıklarını, arkadaş olduklarını ve yıllardır birlikte çalıştıklarını kaydeden Dunford, Meclis'e saldırının kabul edilemez, terörist bir saldırı olduğunu kaydetti. (Habertürk)


Kaynak : www.aksam.com.tr



Orgeneral Akar'dan Dunford'a 'Gülen' yanıtı

28 Eylül 2016 Çarşamba

Gölbaşı’nda dehşet gecesi

15 Temmuz gecesi Özel Harekat ve Havacılık Merkezi'nin bombalanmasına ilişkin görüntüler, darbeci hainlerin dehşetini gözler önünü serdi. Polis Akademisi'nin Gölbaşı yerleşkesinde bulunan Havacılık Dairesi Başkanlığı'na ait helikopterler ve Özel Harekat, darbecilerin F-16'larla bombaladığı ilk yerler oldu. 


Darbeciler ilk olarak saat 23.16'da helikopter pistini saat 23.58'de de Özel Harekat Daire Başkanlığı'na TSK envanterindeki en güçlü bombaları attı. Bombanın yarattığı etki kilometrelerce ötedeki kameralara da yansıdı. Bombardımanın ardından pistin dakikalarca alev topu gibi patladığı gözleniyor.


PİST ALEV TOPUNA DÖNDÜ


Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında 49 polisin şehit düştüğü Gölbaşı saldırılarının görüntüleri ortaya çıktı. FETÖ darbe girişiminin gerçekleştirildiği 15 Temmuz gecesi FETÖ'cü terörsitlerin ilk hedefi, Gölbaşı'ndaki Havacılık Daire Başkanlığı oldu. Polisin helikopter pisti ve helikopterleri F-16'larla vuruldu. Saat 23.16'da Havacılık Daire Başkanlığı'na ait helikopter pisti vurularak polisin darbe girişimini önlemek için kullanması olası hava gücü engellendi. Patlamada bir helikopter tamamen yandı, bir helikopter de zarar gördü. 


7 Özel Harekatçının yanarak şehit düştüğü ilk saldırı sırasında, darbe girişimine karşılık vermek üzere kaldırılması planlanan helikopterlere yakıt ikmali yapıldığı öğrenildi. Görüntülerde, TSK'nın en güçlü bombalarının yarattığı etkinin büyüklüğü dikkat çekiyor. Bombanın düşmesinin ardından pistte art arda patlamalar yaşandığı, bir alev topunun sürekli parlayıp dindiği gözleniyor.


İKİNCİ BOMBA 23.58'DE


FETÖ'nün pilotları, ikinci bombayı ise darbecilere karşılık vermek üzere Polis Özel Harekat (PÖH) timlerinin hazırlıklarını sürdürdüğü Özel Harekat Daire Başkanlığı'na attı. En büyük şehit de burada verildi. İkinci saldırı, daha ilk saldırının yangını söndürülememişken saat 23.58'te geldi. Darbe girişimine karşı çıkmak üzere Daire Başkanlığı ana nizamiyesine yönelen PÖH unsurları F-16'larla vuruldu. 


Bombanın yarattığı dehşet, kilometrelerce ötedeki kameralara yansırken, uzunca bir süre yangının devam ettiği gözleniyor. PÖH, burada 42 şehit verdi. Darbeci pilotların Gölbaşı'nda gerek Havacılık Dairesi, gerekse Özel Harekat Dairesi'ni PKK hedeflerini vuran bombalarla vurduğu ortaya çıkmıştı.


Kaynak : www.aksam.com.tr



Gölbaşı’nda dehşet gecesi