28 Eylül 2016 Çarşamba

Bireysel emeklilikle ilgili flaş gelişme!

Bireysel emeklilik tasarısı Meclis'e gönderildi. 


Buna göre 45 yaş altı çalışanlara zorunlu bireysel emeklilik gelecek.


Bu önerinin kapsamlı bir torba tasarı olarak Meclis'e gönderildiği ifade edildi.


HALİHAZIRDA ÇALIŞANLARI DA KAPSAYACAK


Tasarının ikinci maddesi halihazırda çalışanların da bireysel emekliliğe zorunlu katılımını kapsıyor. Bu tasarıya göre uygulama Ocak 2017 itibariyle başlayacak. 


Çalışanlara zorunlu girişten iki ay sonra zorunlu emeklilik planından çıkma seçeneği sunulacak. 


ŞİMŞEK DAHA ÖNE AÇIKLAMIŞTI 


Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, daha önce zorunlu bireysel emeklilikle ilgili olarak yaptığı açıklamada, 45 yaş altı tüm çalışanların, işverenleri tarafından, zorunlu olarak BES’e dahil edileceğini söylemişti.


Bu plana göre çalışanlardan her ay 100 lira kesilecek ve bu paralar kişilerin kendi adlarına açılacak bireysel hesaplarda tutularak, emeklilik fonlarında değerlendirilecek.


6 AYDAN 2 AYA


Daha önceki açıklamalarda çalışanlar isterlerse, 6 ay sonra sistemden çıkabileceği belirtilmişti. Meclis'e sunulan son öneride bu sürenin iki aya düştüğü görülüyor.


Çalışanlar öneriye göre çıkarken de hem kendi yatırdıkları paraları hem de getirisini alabilecek. Yani, sisteme giriş zorunlu, ancak çıkış serbest olacak. 


Kaynak : www.aksam.com.tr



Bireysel emeklilikle ilgili flaş gelişme!

Darbe olsaydı o isim Başbakan olacaktı!

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, 15 Temmuz'daki darbe girişimini Ankara'da bulunan yabancı gazetecilere görüntüleriyle anlatacak. Darbe gecesi Dikmen'deki bir gecekonduya sığındığını ve operasyonu burada sürdürdüğünü söyleyen Gökçek, MHP'li Merak Akşener'in darbe başbakanı olacağını söyledi.


Gökçek'in konuşmasının satırbaşları şöyle:


DARBENİN BAŞBAKANI : BİR DİŞİ, BİR ERKEK


FETÖ'cülerin başbakan adayı Meral Akşener'di. Ver mahkemeye. Kullandığı slogan 'Yurtta sulh, cihanda sulh'. Bu darbecilerin sloganı da bu. '15'inden sonra çok güzel işler olacak' diyor. Ne bekliyorsun? Bu girişimden haberi olmama ihtimali sıfır. Akşener bu grubun başbakan adayı. Cumhurbaşkanı adayını da söylemeyim.


Ben belediyeden hep geç çıkarım. Saat 1,2,3,4 hep öyle çıkarım. O gün saat 21.00 sıralarında eve gideceğim tuttu. Giderken jetler üzerimde uçamaya başladı. Sağı solu aradım. Arkadaşlar 'darbe teşebbüsü' dedi. Ben ayrıldıktan sonra 2 tane astsubay beni almaya gelmiş. Ben 30 dakikayla, Cumhurbaşkanımız 30 dakikayla kurtardı. Bunlar Allah'ın lütfu.


“YABANCI GAZETECİLERLE GÖRÜNTÜLERİ PAYLAŞACAĞIM”


Olayın vahametini ertesi gün görüntülerden gördük. Yarın 25-30 yabancı gazeteciyle basın toplantısı yapacağım. Öyle görüntüler buldum ki, bunu kamuoyuyla paylaşmak mümkün değil. Bunlar medyaya yansıtılmıyor. Ama ben bunu vereceğim, kullanmak için değil. 'FETÖ uşakları ne yaptı, görün diye' vereceğim, sansürlemeden.


ANKARA'DA DEMOKRASİ MİTİNGİ


Cumhurbaşkanımızdan talepte bulunduk. Dün akşam endirekt bir cevap geldi. İstanbul'dan sonra bir de Ankara'da yapalım ümidi var. Kesin değil. Cumhuriyet tarihinin en büyük mitingini yapacağız. Ankara'dan İstanbul'a minimum 1000 otobüsü kaldıracağız. Biz valiliğe teklif ediyoruz, inceleme yapılıyor. Bugün itibariyle belli bir uzaklaştırmayı yaptık.


ALINAN ÖNLEMLER


Kapatılan alanları park olarak düşünüyoruz. Akıncılar'daki havaalanı, bunu sivil havaalanı yapmak mümkün olabilir. Benim bilemediğim, onların bildiği durumlar olabilir. Bana bırakırlarsa anında park yaparım. Belediye Meclis toplantımızda, hem şehit yakınlarına, hem gazilere elimizden gelen yardımı yapacağız. İşsiz gençleri FETÖ'cüler yerine alacağız. Devletin de planları var. Bize yük kalırsa, şehit ailelerine konut da vermek istiyoruz.


TOPLU TAŞIMA


Pazar günü akşama kadar ücretsiz. 8 Ağustos Pazartesi sabah 07.00'den itibaren ücretli. (Habertürk)


Kaynak : www.aksam.com.tr



Darbe olsaydı o isim Başbakan olacaktı!

FLAŞ! Gülen'in tutuklanması için flaş hamle

Bozdağ, AK Parti Grup Toplantısı için geldiği Meclis'te gazetecilerin sorularını yanıtladı.


FETÖ elebaşı Gülen'in ABD'den başka bir ülkeye kaçmasının ancak ABD'nin izin vermesiyle mümkün olacağını vurgulayan Bozdağ, “Kaçarsa ABD kaçmasına ya göz yummuş ya da onay vermiştir. Çünkü şu anda Pensilvanya'daki ikameti ABD'nin güvenlik birimleri, istihbarat örgütlerince yakından takip ediliyor, kontrol altında. O kontrolün dışına ABD'nin izin ve onayı olmadan çıkma ihtimali yok. Türkiye'nin dışında bir ülkeye gitmesi onun kaçması anlamında değil de ABD'nin ülkeden ayrılmasına izin ve onay vermesi anlamına gelir. ABD'nin oradan çıkarması anlamına gelir.” dedi.


Türk-ABD ilişkileri ve Türkiye-ABD dostluğu bakımından FETÖ ele başı Gülen'in Türkiye'ye iade edilmesi gerektiğini belirten Bozdağ, Gülen'in yargı huzuruna çıkarak adil bir şekilde yargılanması gerektiğini söyledi.


Bozdağ, ABD'li yetkililerden empati yapmalarını isteyerek, şöyle devam etti:


“Amerika'da Sayın Obama'nın yönetim yeri Beyaz Sarayı bombalamış olsalar, etrafında onlarca insan ölmüş ve yaralanmış olsa, Kongreyi bombalamış olsalar etrafında ölü ve yaralılar olsa, Pentagon'u bombalamış olsalar, Amerikan özel harekatını bombalamış olsalar, Sayın Obama'yı infaz için timler gelse, Obama'nın bulunduğu yere kurşun yağdırsalar ve onun korumalarını şehit etmiş olsalar ve büyük bir darbe teşebbüsü Türkiye'de olduğu gibi 200'den fazla ölü, 2 binden fazla yaralıyla başarısız kalmış olsa ve bu darbe teşebbüsünü yapan, sevk ve idare eden kişi de Türkiye'de bulunsa… ABD'nin yönetimi, mahkemeleri, Başkanı bunu Türkiye'den istemiş olsa, Türkiye vermese bu Amerikalıları üzmez mi, rahatsız etmez mi? Elbette rahatsız eder.


Türkiye'ye verilmemesi halinde Türkiye-ABD ilişkilerini çok olumsuz etkileyeceği gibi Türk halkının ABD'ye bakışını da olumsuz etkileyecektir. Ben Amerika'da bulunan ABD vatandaşlarından demokrasi ve hukuk devletine inananların da ABD hükümetine bakışını olumsuz etkileyecektir. Böylesi bir suçluyu 'ABD hiçbir gerekçeyle Amerika'da daha fazla tutamaz' diye düşünüyorum. Bunun artık bir izahı yok, iadesi gerekiyor.”


“ABD'ye ikinci bir yazı gönderdik”


Adalet Bakanı Bozdağ, FETÖ elebaşı Gülen'in “acil yakalanması ve tutuklanması” taleplerini içeren dosyayı ABD'ye gönderdiklerini anımsatarak, “FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in tutuklanması amacıyla ABD'ye ikinci bir yazı gönderdik.” dedi.


İlk yazının ardından Gülen'in neden acilen tutuklanması gerektiğinin nedenlerinin de yer aldığı ikinci yazıyı ABD'ye gönderdiklerini belirten Bozdağ, “İlk yazımız üzerine bizden istedikleri bilgileri, 'neden acildir' diye sordukları sorulara yanıt verdik. 'Darbe teşebbüsünde Fetullah Gülen'in parmağının olduğuna ilişkin ciddi iddialar, ifadeler var. O yüzden acilen tutuklanması gerekir, üçüncü ülkeye kaçabilir şeklinde istihbari bilgilerimiz var' diye yazdık, gönderdik.” diye konuştu.


Bozdağ, ABD'ye ziyaretlerinde de gerçekleştirecekleri görüşmelerde Gülen'in iadesini talep edeceklerini vurgulayarak, “Ben umarım ki ABD bu konuda Türkiye'nin lehine, demokrasi ve hukuk devleti olmanın gereklerine uyar ve bu terör örgütü liderini Türkiye'ye iade eder.” ifadesini kullandı.


Kaynak : www.aksam.com.tr



FLAŞ! Gülen'in tutuklanması için flaş hamle

Suikast timinin sözde komutanı konuştu

Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki FETÖ üyesi askerlerin darbe girişimi sırasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığıp ayrıldığı otele saldırı düzenledikten sonra 37 kişilik darbeci tim kaçmıştı. 


Bu hainlerden aralarında Çiğli Ana Jet Üssü’nün sözde sorumlusu ’Paşa’ lakaplı Astsubay Zekeriya Kuzu’nun da bulunduğu 25’i daha önce yakalandı. Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda tabur komutanı olan Binbaşı Şükrü Seymen’in, önceden aynı birlikte eğitim alıp görev yapan darbecilerin seçtiği terörist İsmail Yiğit, Mustafa Serdar Özay, Muammer Gözübüyük, Ergün Şahin, Bahadır Sagun, Mehmet Öztürk, Üsteğmenler Murat Köse, Mehmet Demir, Enes Yılmaz, Teğmen Muhammet Burak İpek ise 16 gün süren takip sonrasında Ula İlçesi Şirinköy’de görüldü. 


Darbeci firariler, 10 saatlik operasyon sonrasında yakalandı. Hainler Çetibeli Jandarma Karakolu’ndan da soruşturmanın yürütüldüğü Muğla Emniyeti Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.


İLK ÖNCE TÜMGENERALİ SUÇLADI


Burada henüz ifade işlemlerine başlanmayan timin başındaki isim olan sözde komutan Şükrü Seymen’in sözlü ifadesindeki ilk anlatımları da ortaya çıkmaya başladı. Şükrü Seymen, daha önce yakalanıp tutuklanan olayın planlayıcılarından Tümgeneral Gökhan Şahin Sözmezateş’i suçlayıp, “Gökhan Paşa’nın, emirlerini yerine getirdim” dedi.


Cemaatle bağlantısı da sorulan Şükrü Seymen’in, örgütle bağlantısını inkar etti. 


Daha önce menfezde saklandığı sırada yakalanıp tutuklanan Çiğli Ana Jet Üs Komutanlığı’nın ’paşa’ lakaplı sözde sorumlu Astsubay Zekeriya Kuzu da ifadesinde, kendisinden 37 kişilik tim için mühimmat hazırlanmasının istendiğini, kendisinin de bunu yerine getirdiğini anlatmıştı. 


Zekeriya Kuzu, darbe teşebbüsü gecesi de helikopterle İstanbul’dan Şükrü Seymen ve yanında kamuflajlı 14 kişinin alana indiğini, ardından saldırı için Marmaris’e geçtiklerini ifade etmişti. (DHA)


Kaynak : www.aksam.com.tr



Suikast timinin sözde komutanı konuştu

'Üniformalarımı ağlaya ağlaya teslim ettim'

Nayır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, asker olma isteğinin daha ortaokulda başladığını, bunun kendisi için “çocukluk hayali” olduğunu söyledi.


Asker bir babanın kızı olarak büyüdüğünü ve sadece üniformaya aşık olduğu için bu mesleği seçmediğini dile getiren Nayır, “Belli bir disiplin içerisinde ve vatan, millet sevgisini ön planda tutarak büyüdüm.” ifadelerini kullandı.


“BİR DAMLA SU BİLE İÇEMİYORDUK”


Nayır, 2009 senesinde Kara Harp Okuluna girdiğini, okula başladıktan sonra intibak eğitimi için İzmir'in Menteş ilçesine götürüldüklerini kaydederek, burada eğitimin ikinci günü, kendisi gibi seçilmiş bir grup öğrenciyle birlikte şok mangasına alındıklarını belirtti.


Şok mangalarında çok zorlu eğitime tabi tutulduklarını, diğer öğrencilerin uygun adımla gittikleri yerlere “yat-kalk” yaptırılarak süründürülerek götürüldüklerini aktaran Nayır, “Burada çok fazla fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldım. En çok baskıyı da o mangalara yapıyorlardı. Biz sabah içtimalarına tam teçhizat katılıyorduk. Mataralarımız ağzına kadar doluydu. İzmir'de 40 derece sıcağın altında eğitimler yaparken gözümüzün önünde o sular yerlere dökülüyordu. Bir damla su bile içemiyorduk. Ben bu eğitimlere başlamadan önce 56 kiloydum. Bu intibak eğitimi yaklaşık 28 gün sürdü ve bu süre sonunda 40 kiloya kadar düştüm.” diye konuştu.


“BİZİ YEMİN TÖRENİNE ÇIKARMADILAR”


Nayır, bu eğitimler sırasında ayağının zedelendiğini, izin talebinde bulunduğu takım komutanlarının ise olumsuz yanıtıyla karşılaştığını söyledi.


Bütün bu yapılanların “gizli” şekilde üst komutanlardan saklanarak yürütüldüğünü anlatan Nayır, şöyle devam etti:


“28 günlük eğitimimiz bitti ve bizi yemin törenine çıkarmadılar. Ailem beni törende izlemeye geldiğinde komutanlarımızın emriyle deniz nöbeti tuttuk biz. Yemin töreninin ardından annem ile birlikte askeri hastaneye gittik. Doktor bize iki ayak topuk kemiklerimin de kırıldığını söyledi. İki ayağım dizlerime kadar alçıya alındı. Daha yeni askeri öğrenci olmanın sevincini yaşıyordum. 'Acaba bu şekilde devam edebilir miyim?' diye travma da yaşadım. Okula 45 gün sonra başladım ve okul içerisine değnekle gezdiğim günleri hatırlıyorum. O kadar aşkla bağlanmıştım bu mesleğe.”


“AĞZIMIZLA KUŞ TUTSAK ONLARIN GÖZÜNDE SUBAY OLAMAYACAKTIK”


Nayır, zaman zaman kendisine hakaret ve baskılar yapıldığını, takım komutanlarının, kendisinin de aralarında bulunduğu bazı kişilere “mimlenmiş” olarak baktığını ifade ederek, şunları dile getirdi:


“Hep belirli kişiler üzerine oynanıyordu. Bizden, 'alt sınıflar üzerinde çete kurduk' diye savunma aldılar. Ona bile cevap veremedik. Bu yüzden birçok kez savunma verdik. Biz sevilmeyen ve hor görülen tiplerdik. Ağzımızla kuş tutsak onların gözünde subay olamayacaktık. Bunu her seferinde dile getiriyorlardı. Sürekli, 'Er ya da geç bu okuldan atılacaksın, boşuna uğraşma', gibi ifadelerle karşı karşıyaydık. Her yönden elimizi kolumuzu bağladıklarını düşünüyordum.”


“O ÜNİFORMALARI VATAN HAİNLERİNE EMANET ETTİK”


Nayır, son senesine girdiğinde ise her şeye rağmen artık mezun olabileceğine inanmaya başladığını ancak FETÖ'ye yakın öğrencilerin 4 senede “yata yata” bitirdiği okulu kendisinin 5 sene çaba göstererek bitiremediğini belirterek, “Biz literatürde zaten 'teğmen' olmuştuk. Kıta stajı yaptık ve staja geldik. Ardından bütünleme sınavlarına girip mezun olacaktık. Onda bile elimizi kolumuzu bağladılar.” ifadelerini kullandı.


Son senesinde kendisi için hayati önem taşıyan bir sınavda, subayların bilgisi ve izni dahilinde cevap kağıtları toplanacağı sırada 2 soruyu yanıtlamasına rağmen “kopya çektiği” iddiasıyla hakkında tutanak tutulduğunu belirten Nayır, “Tutanak tutulan sınavım, kopya iddiasında bulunduklarından dolayı değerlendirmeye alınmadı. Alınsaydı bir dersim kalacaktı. Ondan tek ders sınavına girip mezun olabilme umudum vardı. ” dedi.


Nayır, hayallerine ulaşmak için 5 sene emek vererek, yata yata değil her anın hakkını vererek çalıştığını vurgulayarak, şunları kaydetti.


“Mezun olduğumu sadece ben değil ailem de düşünüyor. Ben teğmen fotoğraflarımı bile çektirmiştim, artık her şeyim hazırdı. Mezuniyet albümüm bile hazırdı. Daha önceden hazırlanan yıllıklara benim adımı koymamışlardı. Bu önceden belliydi zaten. Beni zaten teğmen çıkarmayacaklarmış. Ben son gün o çok sevdiğim üniformalarımı üstümden çıkararak ağlaya ağlaya teslim ettim. O üniformaları vatan hainlerine emanet ettik. Biz zamanında karşı koyamadık. O çok sevdiğim üniformayı üstümden çıkarsalar da bu benim hep hayalimdi. Mezuniyetimize 1 ay kala bize ayrılma dilekçesi yazdırdılar. Bu kapsamda benden 'okulu bırakmak istediğime dair dilekçe' istediler çünkü bu dilekçeyi yazarsam kendi isteğimle ayrılmış olacaktım ve sivil bir üniversiteye yatay geçiş hakkım doğacaktı. Aynı zamanda ayrılmayı kabul edip tazminat ödemeyi de kabul etmiş olacaktım. Ben de kabul ettim. Bu dilekçede onların dediklerini yazdık ve istediğimizi yazdırmadılar.” 


Askerlik görevine geri dönmeyi düşünenler için çalışma yapılması çağrısında bulunan Nayır, “Ben de çocukluk hayalimi gerçekleştirmeme engel olanlarla, yargı önünde hesaplaşacağım.” dedi. 


Kaynak : www.aksam.com.tr



'Üniformalarımı ağlaya ağlaya teslim ettim'

Olcan Adın'a Süper Lig'den üç talip

2014-15 sezonunda 4 milyon Euro karşılığında Trabzonspor’dan transfer edilen, hatta Salih Dursun’u da 2 yıllığına kiralık olarak bordo mavili ekibe gönderen Galatasaray, aradan geçen 3 seneye ve Olcan’ın takıma yaptığı katkıları göz önünde bulundurarak tecrübeli futbolcuyu kadro dışı bıraktı. Sarı kırmızılı kulüpten yıllık 1,8 milyon Euro alan Olcan için yeni bir takım bakan Galatasaray, tecrübeli futbolcunun yüksek maaşı sebebiyle istediği teklifleri alamazken Hamza Hamzaoğlu’nun Olcan Adın’a talip olması başkan Dursun Özbek ve yönetimini bir hayli memnun etti.


OLCAN ADIN İÇİN EN İSTEKLİ KULÜP KARABÜKSPOR


Geçtiğimiz günlerde Emre Taşdemir’in ağır sakatlığı sebebiyle Olcan Adın’ı transfer etmek isteyen Bursaspor, tecrübeli futbolcuyla ilgili girişimlerini sürdürürken 30 yaşındaki orta saha oyuncusuna eski kulübü Gaziantepspor ve Karabükspor’un da talip olduğu öğrenildi. Süper Lig’in yeni takımlarından Karabükspor,  Yatabare’den sonra Olcan Adın’ı da renklerine bağlamak isterken başkan Hikmet Feridun Tankut’un sarı kırmızılı yönetimle irtibata geçtiği ortaya çıktı. Olcan Adın’ın yıllık maliyetinden kurtulmak isteyen Galatasaray, gelen teklifleri değerlendirirken milli futbolcuyla yolların ayrılması halinde Galatasaray’ın Lucas Leiva transferini açıklayacağı bildirildi.


Sadecehaber


Kaynak : www.aksam.com.tr



Olcan Adın'a Süper Lig'den üç talip

FETÖ'nün enerji planı deşifre oldu

Özelleştirme kapsamında 2008 yılında Azerbaycan şirketi olan SOCAR tarafından satın alınan Petkim, 2011 yılından itibaren iddiaya göre FETÖ/PDY nin kontrolüne girmeye başladı. 2011 yılından itibaren gerek Türk gerekse Azeri çalışanlarını özellikle FETÖ/PDY yapılanması içerisinde aktif rol oynayan kişilerden seçtiği ileri sürülen Petkim'in, zamanla örgütün en önemli finans kaynaklarından biri haline geldiği belirlendi. Örgüt tarafından bizzat kurdurulmuş şirketlerin Petkim'e taşeron olarak alındığı iddia edildi. 


17- 25 Aralık 2013 süreci sonrasında Petkim'deki gelişmeleri dikkatle takip eden istihbarat birimleri, Petkim'in ve Türkiye  SOCAR Enerji AŞ'nin alt şirketi olan Star Rafinerisi'nin FETÖ/PDY'nin örgütlendiği ve finans destek sağlayan önemli bir alan olduğunu tespit etti.


Paralel Devlet Yapılanması'na yönelik olarak geçtiğimiz aylarda örgütün sözde Karşıyaka eyalet yapılanmasına yönelik gerçekleştirilen operasyonda gözaltına alınan şüphelilerin, emniyette ve savcılıkta vermiş oldukları ifadelerde, örgütün Petkim içerisindeki yapılanmasını deşifre etmesi bu yöndeki operasyonel çalışmalara hız kazandırdı. Örgüt mensuplarının polise vermiş olduğu ifadelerinde, 2011 yılından itibaren istihdam edilen işçi veya mühendisleri çoğunun, örgüt tarafından verilen listeler üzerinden yapıldığı ve bu şekilde enerji sektörüne sızıldığı belirlendi.


19 gözaltı


Geçtiğimiz hafta İzmir Aliağa İlçesi Petkim Genel Müdürü Sadettin Korkut yurt dışına çıkış yapmak üzere hazırlık yaptığı sırada yakalanmış, yapılan sorgusu ve tahkikat sonucunda FETÖ/PYD terör örgütünün Petkim'de yoğun bir yapılanma içerisinde olduğu tespit edilmişti. 2 Ağustos 2016 günü sabah 06.00'da eş zamanlı 31 adreste yapılan operasyonda üçü yabancı uyruklu olmak üzere toplam 19 şahıs yakalanmış, şahısların ikametlerinde ve iş yerlerinde yapılan aramalarda çok sayıda örgütsel doküman ele geçirilmişti. Petkim'deki yapılanmayla ilgili Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nce soruşturmanın devam ettiği bildirildi.


PETKİM'den açıklama


Öte yandan PETKİM tarafından, FETÖ darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, şirketin Aliağa'da bulunan yerleşkesindeki bazı adreslere düzenlenen  operasyonun, “şirket faaliyetlerine bir etkisi bulunmadığı” bildirildi.


PETKİM'in Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yayımlanan  açıklamasında, “Çeşitli medya organlarında, şirketimiz Aliağa yerleşkesi içinde  polis soruşturması kapsamında operasyon düzenlendiğine ilişkin haberler yer  almaktadır. Bu gelişmelerin şirketimizin faaliyetlerine herhangi bir etkisi  bulunmamaktadır. Faaliyetlerimiz olağan bir şekilde devam etmektedir.”  ifadelerine yer verildi.


Kaynak : www.aksam.com.tr



FETÖ'nün enerji planı deşifre oldu