29 Eylül 2016 Perşembe

'Tavşan Yüreği Zeytinyağı' kente nefes olacak

ATB'nin 2009 yılında Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nden kiraladığı Zeytinpark Antalya'ya nefes olurken, diğer yandan zeytin varlığıyla ekonomik varlık gösteriyor. 25 kurum ve kuruluşun ortaklığıyla faaliyet gösteren Zeytinpark'ta 20 bin zeytin ağacından toplanan zeytinin yağı çıkarılarak ilk defa damak tadına sunuldu.


Emek sonuç verdi


ATB ve Zeytinpark A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Zeytinpark'ta 20 bin zeytin ağacı bulunduğunu belirterek, kent merkezinin en geniş yeşil alanının zeytin ağaçlarıyla nefes aldığını söyledi. 2009 yılından bu yana Zeytinpark'ta ağaçların düzenli olarak bakım, budama ve gençleştirme çalışmalarının yapıldığını kaydeden Çandır, bakıma alınan ağaçların zeytin verimi ve kalitesinin de her geçen yıl arttığına dikkat çekti. Alandan toplanan zeytinleri bu yıla kadar ihaleyle işlenmemiş halde sattıklarını belirten Çandır, “Bu yıl ilk defa Zeytinpark'ta bulunan zeytin ağaçlarımızdan elde ettiğimiz zeytini sıkarak yağ elde ettik” dedi.


Zeytinyağı kalitesinde iddialı


Tavşan yüreği ve natürel birinci zeytinyağının satışa sunulduğunu kaydeden Çandır, “Tavşan yüreği zeytinyağını çok önemsiyoruz. Çünkü Antalya'nın kökü eskiye dayanan ama kaybolmaya yüz tutmuş bir ürünü. Tavşan yüreği zeytinyağı yurtdışında bir çok yerde ödül almış bir ürün. Biz tavşan yüreği zeytinyağını daha çok insana ulaşsın diye küçük ambalajlarda paketledik. Natürel birincimiz de kaliteli zeytinyağları arasında ilk sıralarda yer alıyor” diye konuştu.
Gıda kodeksine uygun üretilen zeytinyağlarına talebin yoğun olmasını beklediklerini söyleyen Ali Çandır, toplanan zeytinlerden 600 kilo civarında zeytinyağı elde edildiğini söyledi. Butik bir üretim olduğunu dile getiren Çandır, “Antalya'nın zeytin tarihi çok derin ve hedefimiz Pamfilya döneminde başlayan zeytincilikte Antalya'yı tekrar marka haline getirmek, Zeytinpark'ın zeytinyağlarını da markalaştırmak” dedi.


Geliri yine Zeytinpark'a


250 ml'lik tavşan yüreği zeytinyağın 20 TL'den, 2 litrelik natürel birincinin 50 TL'den satışa sunulduğunu belirten Ali Çandır, “Zeytinpark'taki tavşan yüreği seçme zeytinlerden sadece mekanik işlenmeyle elde edilmiş üstün kalitedeki zeytinyağımızı damak tadına sunuyoruz. Talep edenler zeytinyağına Zeytinpark'tan ulaşabilir” dedi.
Zeytinyağlarının satışıyla elde edilen gelirin yine alanın kente kazandırılması çalışmalarında harcanacağını aktaran Çandır, “Biz halkımızdan Zeytinpark zeytinyağlarını tercih ederek Antalya'ya nefes olmalarını bekliyoruz” dedi.


Pamfilya döneminde beri


Bu topraklarda Pamfilya döneminden beri zeytinyağının önemli bir ürün olduğuna işaret eden ATB Başkanı Ali Çandır, şöyle dedi:
“Oradan alacağınız zeytinyağı ile sadece zeytinyağı tatmış olmuyorsunuz, Antalya'nın akciğerine de sahip çıkmış oluyorsunuz. Çünkü bu topraklarda Pamfilya döneminden beri zeytinyağı önemli bir ürün. Ama bizi zamanında türkülerle kendi mallarımızdan uzaklaştırdılar, 'zeytinyağlı yiyemem basma fistan giyemem' diye. Biz Antalya zeytinyağlarını tekrar markalaştırmak için çaba sarf ediyoruz. Sektörün tüm aktörlerini borsamızda bir araya getirdik. Bir network oluşturmak istiyoruz. Antalya zeytincilerinin birbiriyle iletişimini güçlendirerek, onlara budamadan ambalajlamaya kadar, tadım eğitimine kadar network ağı içinde Zeytinpark'ta eğitimler vereceğiz.”  (DHA)


Kaynak : www.aksam.com.tr



'Tavşan Yüreği Zeytinyağı' kente nefes olacak

Maliye Bakanı Ağbal'dan prim borcu açıklaması

Maliye Bakanı Naci Ağbal, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin, 15 Temmuz darbe girişiminin olduğu günün sabahında ekonomisinin temelleri sağlam şekilde yolunda yürüdüğünü belirterek, o gün 2016 yılı bütçe açığı hedefi 29 milyar lira civarında olan bir ülkede bütçenin 6 aylık dönemde 1 milyar lira fazla verdiğini, işsizlik oranlarının ve çekirdek enflasyonun sürekli bir şekilde aşağıya gelmeye devam ettiği bilgilerini de kamuoyu ile paylaştığını anımsattı.


Cari işlemler açığının 27 milyar dolar civarına kadar düştüğünü ifade eden Ağbal, verilerin, bankacılıkta aktif kaliteyi ve maliye politikasının son derece iyi olduğunu gösterdiğini vurguladı.


Ağbal, darbe girişimine tevessül edilen gün ekonominin güzel bir durumda olduğunu dile getirerek, Türkiye'nin bir süredir aynı kulvarda bulunduğu gelişmekte olan ülkeler içerisinde olumlu yönde ayrışan bir ülke konumuna geldiğini söyledi.


Günümüzde global ekonomide belirsizlikler ve piyasalarda dalgalanmalar yaşandığına dikkati çeken Ağbal, “Dikkat edin uluslararası kuruluşlar sürekli olarak dünya ekonomisinin büyümesine ilişkin olarak her yeni yaptıkları tahminlerde büyümeyi aşağıya çekiyorlar ama buna karşılık Türkiye'nin büyüme oranlarıyla ilgili tahminler hep yukarı yönde. Özellikle Avrupa'da ekonomilerin ılımlı seyri Türkiye'ye güç veriyor. Son açıklanan veriler de teyit ediyor, bizim Avrupa'ya ihracatımız her geçen gün artıyor. Dolayısıyla Avrupa ile olan ticaret ilişkilerimizin gelişmesi de büyümeye önemli bir etki veriyor.” diye konuştu.


Ağbal, iç talebin canlı olduğuna işaret ederek, “Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumumuz, Merkez Bankamız, iç talebi ılımlı ve sürdürülebilir bir seviyede devamlı kılacak tedbir alıyorlar. Bununla uyumlu olarak iç talep iyi gidiyor. Bizim 2016 yılında büyümemizin en önemli unsurlarından biri olan iç talepte gidişat iyi vaziyette.” dedi.


Gelecek aylarda ihracatta Avrupa tarafı başta olmak üzere daha güzel haberler gelmesini temenni eden Ağbal, darbe girişiminin turizm üzerinde birtakım olumsuz etkilere yol açtığını, gelecek günlerde özellikle Rusya pazarında atacakları adımlarla oradan sevindirici haberler beklediklerini söyledi.


“Ekonomideki bu olumlu gidişatı sürdürecek tedbirleri bir bir alıyoruz”
Ağbal, darbe girişiminden sonra özel sektörün ortaya koyduğu yaklaşımın son derece önemli olduğunu belirterek, şu değerlendirmede bulundu:


“Türkiye'nin ekonomisinin büyümesinin itici unsurlarından biri özel sektör yatırımlarıdır. Bir süredir aslında burada çok da hedeflerimizle uyumlu bir görünüm yok ama darbe girişimi sonrasında ortaya konulan çok net bir tavır var. Özel sektörümüz, yatırımlarını artırarak devam ettireceğini söylüyor. Bu son derece olumlu bir gelişme. Hükümet olarak, ekonomideki bu olumlu gidişatı sürdürecek tedbirleri bir bir alıyoruz.”


Bakan Naci Ağbal, 65. Hükümet'in Türkiye'yi 2023 vizyonuna taşıyacak yapısal reformları bulunduğunu belirterek, bunları da bir bir hayata geçirdiklerini söyledi.


Darbe girişiminden üç gün sonra TBMM'de Uluslararası İş Gücü Kanunu'nu görüştüklerini ifade eden Ağbal, “Maliye Bakanlığı olarak çalışmalarına katkı verdiğimiz vergi mükelleflerinin, sosyal güvenlik prim yükümlülerinin borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin kanunu hemen bu olayın akabinde Meclis'ten geçirdik. Komisyonda görüşmelerini geçen hafta yaptık, salı günü de inşallah Meclis Genel Kurulu'na gelecek. Bu yasanın çıkması halinde yaklaşık olarak 3-4 ay piyasada vatandaşımızın ihtiyaç duyduğu ferahlamayı da meydana getirmiş oluyoruz. Bu da son derece önemli.” diye konuştu.


Ağbal, darbe girişiminin etkilerinin çok kısa vadede ortadan kalkacağını vurgulayarak, “Ekonomide oluşan belirsizlikler çok kısa bir sürede ortadan kalkacak ve Türkiye aynı kulvardaki diğer gelişmekte olan ülkeler içerisinde gerçekten parlayan bir yıldız haline gelecek.” dedi.


“Geçen hafta Moody's ile çok yapıcı, olumlu bir görüşme gerçekleştirdik”
Ağbal, darbe girişiminin ardından dış piyasalarda da farklı bir beklenti oluştuğunu ve “Acaba Türkiye ekonomisi böyle bir olaydan sonra ciddi anlamda sarsılır mı?” sorusunu akla getirdiğini aktararak, şunları kaydetti:


“Standard & Poor's, çok acele bir tavırla Türkiye'ye ilişkin bir değerlendirmede bulundu. Nitekim ne kadar aceleci bir açıklama olduğu, sonraki günlerde yaşanan gelişmelerle ortaya çıktı. Dolayısıyla dış piyasalarda ilk anda Türkiye için söylenenler de beklenenler de olmadı. Gerek vatandaşlarımızın dövizden Türk lirasına geçmeleri, gerekse yurt dışından gelen yatırımcıların Türkiye ekonomisine ilişkin gösterdikleri güven sayesinde bu bir krize dönüşmeden, bir güven tazelemeye dönüştü. Bu son derece önemli.”


Ağbal, Moody's ve Fitch'in Türkiye ile ilgili bir değerlendirme süreci içerisinde olduğuna işaret ederek, “Geçen hafta Moody's ile çok yapıcı, olumlu bir görüşme gerçekleştirdik. Kendilerine Türkiye ekonomisinde yaptıklarımızı, reformlarımızı anlattık, bütçe disiplininde kararlılıkla devam edeceğimizi söyledik.” diye konuştu.


Bu hafta Fitch'le görüşmesi olduğunu vurgulayan Ağbal, “Onlarla da Türkiye ekonomisine, yapısal reformlara ve kamu maliyesine ilişkin görüş alışverişinde bulunacağız. Her iki kuruluşun da (Fitch, Moody's) Türkiye ile ilgili yapacakları değerlendirmeler bizim için önemli. Objektif bir değerlendirme yapacaklarına inanıyoruz. Türkiye'nin, gelişmekte olan ülkeler içerisindeki güçlü yönlerini en iyi bilen uluslararası kuruluşlar bunlar.” dedi.


Kaynak : www.aksam.com.tr



Maliye Bakanı Ağbal'dan prim borcu açıklaması

Fikret Orman: Beşiktaş darbeye karşı demokrasinin yanındadır

Siyah-beyazlıların Başkanı Fikret Orman, kulübün resmi dergisinin ağustos sayısında açıklamalarda bulundu. Beşiktaş camiasının her zaman çoğulcu demokrasiden yana olduğunu belirten Orman, “Ülkemiz, 15 Temmuz 2016 tarihinde kapkara bir gece yaşadı. Demokrasiye, hukuka ve parlamentoya karşı yapılan darbe girişimi sırasında 204 yurttaşımız yaşamını yitirdi. Bilinmelidir ki Beşiktaş Camiası, darbeye karşıdır. Her zaman çoğulcu demokrasinin, halkın iradesinin ve laik, sosyal hukuk devletinin yanında olacaktır. Yitirdiğimiz canlara Allah'tan rahmet, tüm yurttaşlarımıza başsağlığı, yaralılara da acil şifalar diliyorum. Bu hadisenin tek olumlu yanı Türk milletinin gayrimeşru rejim arayışına gösterdiği anlamlı tepki olarak tarihe düştüğü nottur” diye konuştu.


“En büyük temennim, ülkemizin güneş batmayan bir yer olması”


Beşiktaş ile beraber Türkiye'nin de çok zor günlerden geçtiğini ifade eden Orman, “Siyah günlerin beyaz günlere evrileceği zamanın çok uzak olmadığını düşünüyorum. Nasıl ki Beşiktaşımız, çok zor bir dönemden çıkıp, güneşli günlere kavuştuysa aynı durum ülkemiz için de geçerlidir. En büyük temennim, ülkemizin de kulübümüz gibi güneşin batmadığı bir yer olması, umudun hiçbir zaman kaybolmamasıdır” diye konuştu.


“Artık evimizdeyiz”


Yeni sezon hazırlıklarına başladıklarını söyleyen Başkan Orman, “2016-2017 Spor Toto Süper Ligi, öncesinde takımımız değerli hocamız Şenol Güneş yönetiminde hazırlıklarına başladı. Yeni sezonun perdesini ilk olarak Süper Kupa mücadelesiyle açacağız. Artık evimizdeyiz. 'Şampiyon' sıfatıyla mücadele edeceğimiz yeni sezonun takımımıza ve diğer tüm kulüplere hayırlı olmasını, fair-play ruhunun hakim olduğu, kavgadan uzak, sportif mücadelenin ön plana çıktığı bir yarışın yaşanmasını temenni ediyorum. Daha güçlü, daha umutlu olarak kulübümüze hizmet etmenin gururuyla, yine gece gündüz çalışacağız ve tek aşkımız Beşiktaşımız'ı bütün branşlarımızda hak ettiği noktaya taşımak için önemli adımlar atacağımızdan şüpheniz olmasın ” dedi.


Kaynak : www.aksam.com.tr



Fikret Orman: Beşiktaş darbeye karşı demokrasinin yanındadır

Alman gazeteciden Almanya'ya Erdoğan eleştirisi

Die Tageszeitung (taz) gazetesinden Christian Rath değerlendirme yazısında, devletin, yasalara saygılı olunduğu müddetçe gösterilerin içeriğe müdahale edemeyeceğini vurguladı. Rath, ''Köln polisi, Erdoğan’ın planlanan konuşmasında şiddet yahut korkutmaya yönelik bir içerik olduğuna dair hiçbir kanıt sunamadı. Yasağın kaldırılması için yapılan müracaat başarılı olmalıydı.'' ifadesini kullandı.


Köln'deki mitingde Erdoğan’ın telekonferans ile göstericilere seslenmesini engelleyen yasağın böyle bir karışma niteliğinde olduğunu belirten Rath, ''Toplu gösteri yürüyüşünü düzenleyenler, gösterinin içeriğinin ve akışının nasıl olacağına kendisi karar verebilir. Konuşmacının toplantı yerinde olup olmaması, uydu aracılığıyla canlı olarak bağlanıp bağlanmaması düzenleyenleri ilgilendirir. Eğer Edward Snowden veya ABD Başkanı Barack Obama canlı bağlantı yapmak istiyorlarsa bu onların hakkıdır. Erdoğan için de başka bir kural geçerli olamaz.'' görüşüne yer verdi.


Rath ayrıca, Türk kökenli Alman göstericilerin sembolik öneme haiz bir konuda yasal haklarının korunmadığına dikkati çekerek, “Bir hukuk devleti böylesine gergin zamanlarda herkese tarafsız bir güç olduğunu sergilemelidir.” değerlendirmesini yaptı.


PKK'ya izin vermişlerdi


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mitingdeki katılımcılara telekonferans yoluyla seslenmesini engelleyen Almanya, 2011'de terör örgütü PKK'nın elebaşlarından Murat Karayılan'a izin vermişti. Köln kentinde, PKK'lılarca yapılan bir etkinlikte PKK elebaşlarından terörist Karayılan, örgütün TV kanalı üzerinden görüntülü olarak katılımcılara seslenmişti. Kaynak: AA


Kaynak : www.aksam.com.tr



Alman gazeteciden Almanya'ya Erdoğan eleştirisi

DEİK'ten yurtdışı çıkarması

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) 15 Temmuz gecesi yaşanılan darbe girişimin ardından kolları sıvadı. DEİK’e bağlı olan 126 iş konseyi başkanı, çalıştıkları ülkelerde ‘Türkiye’de yatırıma devam edin, Türkiye’ye güvenin’ mesajı ile çalışmalara başlayacak. DEİK Başkanı Ömer Cihad Vardan, tüm STK’ların  darbe girişiminin demokrasi bayramına döndüğünün dünyaya anlatmak için harekete geçtiğini belirterek bu noktada en fazla işin DEİK’e düştüğünü söyledi. Önümüzdeki haftadan itibaren 126 iş konseyinin çalıştıkları ülkelerden işadamlarına, cumhurbaşkanlarına, başbakanlarına ve STK’lara giderek “Türkiye’de yatırıma gelin’ mesajı vereceğini söyledi. DEİK yönetimi olarak da 9 kilit ülke belirlediklerini ifade eden Vardan “Amerika, Fransa, Almanya, Rusya ve Çin bu ülkelerden bazıları. Biz de yönetim olarak bu ülkelere gideceğiz” dedi. Yabancı yatırımcıların Türkiye’ye güveninin artarak devam ettiğini de belirten Vardan “Türkiye’de yatırıma başlamak üzere olan yabancı bir şirket, darbe girişimi sonrası kararından vazgeçmedi. 1.5 milyar dolarlık yatırımına devam etme kararı aldı. Bu Türkiye’ye olan güvendir” dedi. Bu hafta Patron Katı’nda DEİK Başkanı Ömer Cihad Vardan ile darbe girişimini, bunun ekonomiye yansımasını ve yabancı ülkelerle yapılacak çalışmaları konuştuk…


Darbe girişiminin nasıl değerlendiriyorsunuz?


Tük milleti darbe gecesi milli iradenin üzerinde herhangi bir güç olmadığını ispat etti. Dış politikada sıcak havalar esemeye başlamışken, ekonomi yükselişe geçmişken, bu darbeyi oluşturacak bir alt yapı yokken gerçekleştirilmeye çalışılması zamanlamanın manidar olduğunu gösteriyor. Şayet darbe girişimi başarılı olmuş olsaydı sonuçları düşünmek bile istemiyoruz. Bütün kurumları kapatılmış, birçok şirket iflas etmiş, borsa dibe çökmüş, döviz tavan yapmış bir ekonomi ile karşı karşıya kalacaktık. Bir Anayasa’nın atılmasıyla bir gecede döviz iki katına fırladı. Gecelik faizler yüzde 7 binleri buldu.


Bir takım odaklar tarafından yurtdışında Türkiye aleyhine bir algı oluşturulmaya çalışılıyor, ne dersiniz?


Yabancı basında bir algı operasyonu başlatıldı, tankların üzerine çıkanları darbe yanlısı olarak gösterdiler. Darbe oldu bitti, artık asker yönetimi ele aldı ve halkta onları destekliyor gibi görüntü verilmeye çalışıldı. Türkiye’nin gerçeğinin darbe olmadığı anlatmak lazım. İlk andan itibaren her türlü çalışmayı yapmaya başladık. Bütün iş konseylerimizi harekete geçirdik. 133 iş konseyimiz var, bunların 126’sı ülke bazında. Yönetim kurulunu topladık ve görüşler istedik. Herkes önerilerini getirdi. 11 maddelik Acil Eylem Planı çıkardık. İlk etapta yurtdışındaki yanlış algıyı değiştirmek için içimizde bir koordinasyon komitesi kuralım dedik.


DEİK ne yapacak?


İş konseyi başkanlarımızdan çalıştıkları ülkelerle sıkı bilgi alışverişinde olmaları istedik. Doğru bilgi aktarılmasını istedik. Hatta onlara önümüzdeki 30 gün içinde tüm iş konseyi başkanlarımız kendi ülkelerindeki muhataplarına giderek onlarla birebir görüşecekler. O ülkenin cumhurbaşkanı, başbakanı ve bakanları ile de görüşecekler. Düşünce kuruluşları ve medya kuruluşları ile irtibata geçecekler. 126 kişilik bir DEİK ordusu sefere çıkıyor diyebiliriz. Biz de başkan ve yönetim kurulu olarak önemli ülkeleri ele alacağız. Amerika, Almanya, Fransa, Rusya, Çin gibi… Onların önce büyük elçileri ile başlıyoruz. 9 ülkeye gideceğiz.  Tabi bu güvencenin devamını sağlayacak bir argümanla da gitmek lazım. Hükümetin çalışmakta olduğu bir teşvik paketi var. Bunu anlatacağız yurtdışında.


Yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye nasıl çekeceğiz?


Yeni teşvik paketinin tam detayları yok ama duyduğumuza göre hangi sektörde yabancı yatırım geliyorsa ona özel bir takım kolaylıklar yapılacak. Terzi usulü gibi düşünün, yani kişiye ve şirkete göre teşvik… Arsa istiyorsa, arsa, vergi indirimi istiyorsa vergi indirimi…


Türkiye’nin dış siyasette yeniden sıfır sorun politikasına dönmeye başladığını görüyoruz, nasıl değerlendiriyorsunuz?


Rusya ile normalleşme sürecine girildi. Bu her iki ülkeye de pozitif katkı sağlayacak. Hükümet yetkililerimizin Rusya’ya gideceği duyuldu ve ağustos’ta da Sayın Erdoğan’ın Putin ile görüşeceği açıkladıktan sonra telefonlarımız susmadı. Yarım kalan işlerin yeniden devam etmesi ve yeni yatırımların yapılması ile ilgili çok kişiden bilgi aldık. Hiç kimse mal alıp sattığı veya komşusuyla kavga etmek istemez. O nedenle biz dostlarımızın sayısını artırmayı istiyoruz. Sıfır sorun politikası bizim için çok önemli. Son yıllarda birçok komşumuz ile sorun yaşamaya başladık. Hepsinin üst üste gelmesi insanda soru işaretleri yaratıyor.


Darbe girişimin ardından yeni bir ekonomik ve politik strateji oluşturuluyor. Bu 2023 hedeflerine nasıl yansır?


2023 hedefleri konulduğunda şunu söyledik; hedefin rakamsal büyüklüğü önemli değil. Önemli olan bizim bir hedefimizin olması. Eskiden hedef yoktu. Hükümetlerin ömrü çok kısaydı. Onların bir hedef koyacak vakitleri bile yoktu. Ülkede insanların bir hedefe koşmaları çok önemli. Bu bir motivasyon kaynağı oldu. Bizim dışımızda gelişen durumlarda var tabi. Dünya ticareti devamlı düşmeye devam ediyor. Bizim dışımızda gelişen olumsuz durumlarda oluyor. Emtia fiyatları ciddi geriledi. Ancak bizim ölçeğe baktığımızda milyar olarak belki aynı ihracatı gerçekleştiriyoruz ama kazandığımız para düşüyor. Ancak Türkiye’nin ekonomik politikaları ve reformist yaklaşımı sayesinde ekonomik olarak yükselmeye devam ediyor.


1.5 milyar dolarlık yatırım devam edecek


Kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye tavrına ne dersiniz?


Kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye üzerindeki yorumlarına akıl sır ermiyor. Sanki Türkiye’de darbe olmuş apar topar not veriliyor… Bir değerlendirme yapılacaksa süreci izlemek lazım. Türkiye’de ne oldu, ekonomi battı mı? Borsa mı çöktü ? Neye karşılık not indirimine gidiyorsunuz. Türkiye ekonomisi bütün bu şoklara rağmen, dimdik ayakta. Ben aksine yatırım yapılabilir mesajlarını vermelerini beklerdim. Yabancı yatırımcı kredi derecelendirme kuruluşlarını pek dikkate almıyor. Bizim üyelerimizden aldığımız bilgilere göre yeni yatırım planlayan çok yabancı var. Büyük bir şirket 1.5 milyar dolarlık bir yatırımını Türkiye’de devam ettirme kararı aldı. Hiçbir aksama yaşanmadı. Bu Türkiye’ye olan güvenin göstergesidir.


Birbirimize daha fazla kenetleneceğiz


Darbe girişimi ile bir kenetlenme oldu, yaşananlar Türkiye lehine dönecek mi?


Ortada bir şer var, bundan hayır çıkartmayı istiyoruz. Bu olay bizim birbirimize daha fazla kenetlenmemize sebep olacak. Ülke içindeki farklılıklarımız aslında bizim zenginliğimiz ama bunların ülke menfaati söz konusu olduğunda ortadan kalktığı ve ortak bir görüş oluşabildiği imajını verebilmemiz lazım.


Kaynak : www.aksam.com.tr



DEİK'ten yurtdışı çıkarması

Profesörleri bakkallar seçiyormuş!

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili başlattığı soruşturma çerçevesinde, Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sabri Eyigün ve Genel Sekreteri Mustafa Tuna’nın tutuklandığı DÜ’de cemaat kadrolarının üniversiteye nasıl yerleştirildiği ortaya çıktı. Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) mağdur ettiği akademisyenlerden olan ve profesörlük unvanını cemaat yapılanması yüzünden 5 yıl gecikmeli aldığını anlatan Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı üyesi Prof. Dr. Ahmet Yalınkaya, çarpıcı iddialarda bulundu.


'REKTÖR 2,5 YIL RANDEVU VERMEDİ'


FETÖ mensuplarının, DÜ’de cemaatten olmayana yaşam hakkı tanımadığını anlatan Yalınkaya, cemaatin yönetime dahil olmasının ardından kendilerinin dışlandığını ve tecrit edildiğini vurguladı. Bölgede sadece kadın doğumda bir profesörün olduğunu, ikincisine izin vermediklerini kaydeden Yalınkaya, “Yüzlerce kadro açıldı. Sınırsız bir kadro açılışı vardı. Türkiye’nin hiçbir yerinde bu kadar kadroda rahatlık, bu kadar rahat kadro alan kimse yoktu. Ben tam beş yıl fazla bekledim. Yani beş yıllık doçentlikten sonra profesörlük süresi olan beş yılken, ben 10 yılda alabildim. Benim gibi başka arkadaşlar da vardı. Bunlar 2008’den 2016’ya kadar şu anda içeride olan eski rektör Ayşegül Jale Saraç ve ekibi tarafından yapılıyordu. Bunlar hiçbir gerekçe göstermeden beş yıl kadro vermediler. 2,5 yıl rektörden randevu istedim. Bana randevu vermedi” dedi.


DÜ kadrolarının cemaat evlerinde şekillendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yalınkaya, “Cemaat evlerinde hakkımızda profesör olur ya da olmaz diye karar veriyorlardı. Yani bir bakkal bir profesör kadrosu uygun mudur, değil midir diye karar veriyordu. Kadro vermemek için de mesnetsiz şeyler uyduruluyordu. Benim için ‘Kardeşi dağda öldürülmüş’ demişlerdi. Öyle bir şey olmadığını dünya alem biliyor. Kardeş sayımız belli, kayıp yok. Daha sonra ihale yolsuzluklarına karıştığım söylendi. Bana ihalenin İ’sini göstermezler. Nasıl ihale yolsuzluğu yapayım. Sonra bir arkadaş ulaşmış bunlara. Onlar da Yalınkaya’ya kadro verirsek bize kaç öğrenci okutur demişler. Ben de ‘bu kadroyu hak etmedim mi? Rüşvet mi vereceğim? Öyle bir şey yapmam’ dedim. Para yardımı yapacakmışım onlar bana öyle kadro verecekmiş. Ben de dedim Dicle Üniversitesi’ni hak etmeyen bir ben miyim? En yoğun çalışan, yıllardır burada emek veren insanım, bunu yapamam dedim. Farklı kanallardan ulaştığımızda ise ‘bizden değildir, o yüzden kadro vermiyoruz’ gibisinden bir yanıt almıştık” diye konuştu.


'HASTALARI KABUL ETMEDİLER'


1998’den beri DÜ’de görev yaptığına işaret eden Yalınkaya, cemaat kadroları üniversiteye girdikten sonra zaman zaman acil hastaların kabul edilmediğini dile getirdi. Yalınkaya, şu ifadelerde bulundu:


“Akademik kadrodayım. Hiçbir zaman dışarıdan gönderilen hastaya göndermeyin demedim. Benim elimden bir şey geliyorsa esirgemedim. Cemaat kadroları girdikten sonra bu tür şeyleri yaşamaya başladık. Acil hastalarda direnç gösterme, kabul etmeme, reddetme, yer yok gibi bahanelerle zaman zaman bu sorunları yaşadık.”


Bu mağduriyetin kendilerinde üzüntüye neden olduğunu anlatan Prof. Dr. Yalınkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:


“Gününü doldurmadan kendi adamlarına kadro veriyorlardı. Kendilerini biraz güçlü hissedince fazla palazlandılar. Dünya hep bize böyle kalır zannettiler. Kimseye yaşama hakkı tanımıyorlardı. Bu gerçektir. Ben o zaman bunu söylüyordum şimdi de söylüyorum. 2014’ün sonunda kadromu aldım. Ben birine gidip, bana kadromu vermediklerini söylemeye utanıyordum. Bu kadar uğraşıyorsun, çabalıyorsun, çalışıyorsun ama gidip kendim için bir şey istemekten utanıyordum. Eğer biri hak ediyorsa hakkını vereceksin. Etmiyorsa bunu gerekçesini belirteceksin. O da yoktu.” (İHA)


Kaynak : www.aksam.com.tr



Profesörleri bakkallar seçiyormuş!

Bingöl'de polis servisinin geçişi sırasında patlama: 6 şehit

Bingöl Havalimanı yolunda çevik kuvvet polislerini taşıyan zırhlı servis aracının geçişi esnasında teröristler yol kenarına park ettiği bomba yüklü aracı patlattı.


YARALI POLİSLER HASTANEYE KALDIRILDI


Patlama 17:30 sıralarında Bingöl Havaalanı yolu üzerinde meydana geldi. Patlamanın, teröristlerin yol kenarına bıraktığı içi bomba yüklü aracın infilak ettirmesi sonucu meydana geldiği belirlendi. Terör saldırısında yaralanan özel harekat polisleri, ambulanslarla kentteki hastanelere kaldırıldı.


VALİ: 6 POLİS ŞEHİT, 3 POLİS YARALI


Bingöl Valisi Yavuz Selim Köşger, bomba yüklü aracın güvenlik güçlerini taşıyan servisin geçişi sırasında patlatılması sonucu 6 polisin şehit olduğunu, 3 polisin de yaralandığını açıkladı.


Bingöl Valisi Yavuz Selim Köşger, kent merkezine 15 kilometre mesafede polisleri taşıyan zırhlı servis aracının geçişi sırasında meydana gelen patlamaya ilişkin açıklamalarda bulundu.


PARK HALİNDEKİ BOMBALI ARACI PATLATMIŞLAR


İHA'nın telefonla ulaştığı Vali Köşger, saldırının çevik kuvvet ekiplerini taşıyan zırhlı polisaracı seyir halindeyken, karayoluna park edilmiş bombalı aracın infilak ettirilmesi sonucu meydana geldiğini belirterek, hain saldırıda 6 polisin şehit olduğunu kaydetti. Köşger, patlamada 3 polisin yaralandığını, 2'sinin durumunun ağır olduğunu da ifade etti.


Türk bayrağıyla kamufle etmişler


Öte yandan Bingöl Valisi Yavuz Selim Köşger, 6 polisin şehit, 4 polisin de yaralandığı bombalı saldırıda kullanılan aracın Türk bayrağıyla kamufle edildiğini söyledi.


Kaynak : www.aksam.com.tr



Bingöl'de polis servisinin geçişi sırasında patlama: 6 şehit